28 Aralık 2012 Cuma

Never Let Me Go




ben daha florence + the machine in olup da kotu olan bi sarkiya rastlamadim.

26 Aralık 2012 Çarşamba

ikibinoniki

Bok gibiydi.

Oylesi bokun bokuydu ki su an 2013 e bi hedef koyayimcilik, yeni yildan bir seyler bekleyeyimcilik yok icimde.
Neyse ki bu aralar kendimi zorlama itekleme konusunda master levele ulastim. Suraya bi seyler ciziktireyim de bari, yasam sevincim portlesin. Evet evet o kadar bok gibi. Yani blogdan portlesin. O kadar umutsuzum.

Simdi bi bakalim 2012 de neler yapmisim.
Bunu fotograflarla yazmak cok sukela olurdu farkindayim ama yapamayisimin iki gecerli nedeni var:
1. Yeni bilgisayarimdayim
2. Zaten dogru duzgun de fotograf cekmemistim. Dedim ya, boktan bi yil oldu.
Simdii neler yaptigima senenin basindan girersek,

# Yilbasinda deliler gibi icip sarhos oldum ve yeni yila okuzumsu bi hangoverla girdim. (alkis)
# Tam yilbasi gununde nurtopu gibi bi arabam oldu. Tatlis mi tatlis seker mi seker tiptopumu kullanmaya subat-mart gibi baslayabildim.
# Tirnak susleme konusunda bi takinti gelistirdim, aslinda bu guzel oldu. Cok iyi cok da guzel oldu.
# Bir suru el isi seyi yaptim.
# Bir suru odev yaptim, ortalamami costurdum.
# Cilginlar gibi kilo verdim, hastalaninca geri aldim.
# Sevgilimin gozunu cikardim. (Bir sene icinde kendini asla affedemeyecegin ilk 3 hatayi yap #1)
# Cesmeye tatile gittim. Cidden cok guzeldi. Hep cok merak ettigim Alacati'yi da gezdim. Cesme sonrasi arkadaslarimla Gulluk'te bir-iki gun gecirdim.
# Okulda en sevdigim hocamin yaninda staja girdim. Sonucunda akademik calismaya karar verdim. Yani hayatima nasil yon verecegimi secmis oldum. Hayirlisi.
# Cilginlar gibi spor yaptim, vucut gelistirdim. Bi ara tas gibi tricepsim ve cercevesi belli karin kaslarim, uc parcali kalflarim vardi. Tabi ki alkol ve duzensiz hayatla cogu gitti.
# Ozel hayatim hic bu kadar bok olmamisti. En iyisi oraya hic girmeyeyim. (Bir sene icinde kendini asla affedemeyecegin ilk 3 hatayi yap #2, #3.)
# Gullukte kardeslerim, kuzenlerim ve arkadaslarimla cok eglendim, sorumsuz gencler gibi davrandim. Tabi ki sonu guzel olmadi.
# Iki kere Adapazari'na gittim. Boylece kendime verdigim bi sozu de cignemis oldum. Gerci bundan pismanlik duydugumu soyleyemiycem. Iyi ki gitmisim. Birinde kucukluk arkadasim olmustu hem.
# Yuksek lisansa Amerika'ya basvurmaya karar verdim. Bu basvuru ve kabul sureci 2012-13 e yayiliyor sanirim daha cok.
# Bilgisayar muhendisligi okumama ragmen bir leptopum hatta bilgisayarim bile olmamisti. Istememistim daha dogrusu. Bir kac gun once 13" MacBook Pro'ma kavustum.

Dusununce mal varligi acisindan oldukca zengin bi yil olmus. Kimbilir kac bin tane de kiyafet almisimdir. Duygusal ve sinirsel acidan agzima sicti gerci. O yuzden bir an once bitmemesi icin, 3 Ocak'a yetisecek odevim disinda bir sebep gormuyorum.

# Saclarimi uzattim.

Yilin basinda 'Hic bir masala prenses olamayacak kadar kisa sacliyim.' diye huper filozofik bi laf etmistim. Bu yil uzun sacliyim. Yani, lutfen, masal olmasa da, bi masalin hayalini bile kuramayacak kadar haddimi bildirildim, kabus almayayim.


Bu yil icin daha cok kisisel hedefler koydum.

* Ne zaman ne istedigine dikkat et, oluyor.
* Kimseye kusur bulma, senin de basina geliyor.
* Hic bir sey icin buyuk konusma, yapmam dedigin her seyi bir bir yapiyorsun.
* Bazi seylerden zamaninda vazgecmeyi bil. Kiyamadikca, hepsi birden guzel, herkes birden mutlu olsun istedikce her seye ayri ayri siciyorsun.
* Her zaman duygusal davranma, aklinin soyledikleri daha dogru ve aslinda daha mutlu ediyor.
* Verdigin sozleri tut, daha fazla pismanligi kaldirabilir misin bilmiyorum.

Ve her zaman kendime koydugum kurallar,
- Her gun bol bol fotograf cek.
- Farkli seyler yap ki bir suru anin olsun.
- Sporu, iyi yemegi ve arkadaslari eksik etme.
- Daha cok disari cik, gez, eglen.

Bir de bunlarin hepsi disinda, kayak tatili yapmak, belki amsterdama gitmek, yuksek lisansa ve asistanliga kabul edilmek gibi planlarim var. Bu yazi yeterince skici olmasaydi eklerdim. Cidden bak.

Now playing: Cake - Long Time


Neler Pesindeyim


Simdilerde bir cok sey yapiyorum aslinda. Hayatim yetisemedigim bir hizda degisiyor. Bu arada ugrastigim gereksiz isleri de buraya yazayim dedim.


Saclarimin rengini acip, turuncuya dondurmek gibi bi dusuncem vardi. Hazir yazin iyice acilmisken yapayim diyordum. Ablamin boyasinin birazini onlere denemek icin surdum. Tam bir cingen bebesi gibi bi kac gun ortalikta gezdim. Burda cici gibi gorunebilir ama. Begenmedim tabi ki de hic. Hemmen gecen seneden kalan petrol mavisi boyayla boyadim. Sadece orayi degil butun ustlere yettigi kadar surdum tabi butun kafami boyamaya yetmedi. Mavi boya nasilsa hizlica akan bozulan bi sey. Bi kac yikamada iyice aksin yeni bi mavi alip her yerini mavi boyiyim diyorum. Kuyruklardaki (artik kuyruk da degiller bühühüh) kirmizilari da usenmezsem koyulastiricam bi ara. Her yeri acik sacla turuncumsu guzel duruyolardi ama mamiyle iii-ih.
Neyse neticede acik renk sacin bana gitmedigini anladim. Zaten sevdigim bi sey degildi, hayatim boyunca sacim acik kahverengi olsa siyaha boyatirdim diyip durmustum. Hakliymisim.
Fotograflarda tuvaletimizin super hiper estetik borularini goruyosunuz cunku evdeki tek sari isik tuvalette ve sacimin rengi (aslina bakarsaniz butun kil-tuy sari isikta daha net gorunur) en iyi burda gorunuyo. Florasan isiginda maviye maviye denmiyor pek.
Bi de yazin kesfettigim ve herkeslerden ovgu alan manikurumu denedim tekrar. Aslinda elimdeki kirmizi ojeleri cikarmaya usendim diyebiliriz. Bi kac gun boyle gezicem.
Bi ara da bi iki senedir emek ettigim hepsi birer sanat harikasi manikurlerimden de bahsedeyim. 
Amman unutmayayim.

Bi de bu ara takildigim sarkilardan bahsedebilirim. Bilemiyorum. Kafama eserse. Bunun gibi mesela:



come on skinny love just last the year

24 Aralık 2012 Pazartesi

Gittim Yedim - Pizzaci Altan

Az once mukkemmmel bi yemek yedim. Kicimi ufak capli bi gezegen uydusu kivamina getirmekte adim adim ilerliyorum. Durun anlatayim.
Pizza hazir yemek konusunda favorilerimden biri degil. Oooyle arada bir canim isterse yedigim bi sey. Di yani, oyleydi. Bugun oyle guzel bi pizza yedim ki bu gercek her an degisebilir.
Kubilay bebisimin buradan ogrendigi Pizzaci Altan'a gittik bugun birlikte. Ankara'da Kennedy caddesinden asagi inerken sagda. Tahmin ettigimizden kucuk, kucucuk bi yer. Bufe gibi daha cok. Menusunde yazana gore 2 yil Alman ve  Italyan pizzacilarla birlikte calismis.
Oncelikle en onemlisi, adamlar acayip guler yuzlu. Calisanlari guler yuzlu olunca bi yere, saman da verseler tekrar gidermisim gibi geliyor. Pizzanin incecik citir citir hamuru, harika ve bol malzemesi var. Domates ve zeytinli pizzayla karisik pizza yedik. Ikisine de BAYILDIM. Bi kere peyniri oyle diger yerlerde oldugu gibi lastik gibi kasarlardan degil. Malzemesi oldukca tatmin edici. Pizzanin en sevdigim yani kekigiyle birlikte bol sarimsakli olmasiydi. Amerika'da yedigim Dominos pizzasinin burdaki gibi misir unu yerine peynir tozuna bulanmis olmasini sayiklayip duruyordum, sarimsak bu boslugu gayet guzel doldurdu.
Yemekten sonra vermek uzere bize oracikta iki tane kurabiye pisirdiler. Damla cikolatali lezzetli mi lezzetli bi kurabiyeydi. Normalde yemekten sonra, hele hemen sonra, hayatta tatli yiyemem ama onu hemencik luplettim. Sadece kurabiye de degil, yemek sirasinda, sonrasinda ictiginiz caydan turk kahvesinden de asla para almiyorlar.
Fiyatlara gelince, boyle kaliteli bir yemek icin cidden cok komik. 30 cm lik pizza icindeki malzemeye gore ya 10 ya da 12 lira. Ustune de bin tane cay kahve iciyosunuz kurabiyenizi yiyosunuz. Oh mis.

Yedigim en guzel pizzalardan biri diyebilirim. Siddetle tavsiye ederim. O tarafa gittigim her seferinde yemeyi dusunuyorum ben sahsen. Omnomonom.


Now Playing: http://youtu.be/fua5EtFNteU

17 Ağustos 2012 Cuma

Tatile Çıkıyorum!

Bol bol arkadaşlı, sporlu, stajlı, bunalımlı, sevgilili geçen yaz zamanları artık bitti. Bir kaç saate Güllük'e yola çıkıyorum. Hazırlanmak anne olmadığın zaman bile çok zor. Hele açlık oyunlarının son kitabını okurken. Bi an önce işlerimi bitirip kitaba dönmem lazım. Ağğğy ay.

Hunger Games - Açlık Oyunları

İki gündür sabah 6.30 - 7 ye kadar ilk iki kitabı bitirdim. Üçüncüde sıkılmak değil ama, kitabı yere koyacak kıvama geldim.
Kitaptaki Peeta'ya resmen aşık oldum.
Günlerimi çaldın hangır geymz. Of.

9 Ağustos 2012 Perşembe

Cupcake Fotoğraf Silsilesi! Bonus Olarak Tarifli

Fotoğrafları büyütmek için üzerine tıklayın
Uzun zamandır yolunda gitmeyen bi sürü şey ve yine kaybolan bi seliş. Artık hepsini yoluna koyduğumu düşünüyorum ve şepşeker bi postla burdayım.
Geçen gün Cepa karfurdaki 'ilginç yiyecekler' tarzında suşi muşi değişik soslar falan satılan standda gezerken farina bella muffinleri gördüm. Aklıma Hesionka'da gördüğüm bu yazı geldi. Fiyatı da 3.5 lira gibi bir şeydi hemen denemek istedim.
Pazartesi günü sevdiceğim de yemeğe gelecek olunca yapayım dedim. Görüntüsü acccayip tatlı olan cupcakelerim aynı zamanda çok da lezzetliydiler. (nom nom) (popo kaşımaca) Yalnızca kullandığım gıda boyasından mıdır, boyayı insani boyutlarda kullanmadığımdan mıdır bilinmez, mavisi değdiği yeri suyla sabunla bir kaç yıkamada bile çıkmayacak şekilde boyuyordu. Bu yüzden çok tercih etmedi özellikle erkekler :) olsun ben severek yiyorum!








Tarif:
# Farina Bella tarçınlı muffinleri kutusunda anlatıldığı gibi pişirdim. (Karıştırması ve bizim çok da iyi olmayan fırınımızda pişirmesi toplam 25-30 dakika ancak sürmüştür. Çok kolay. Çoook da lezzetli.)
# Kreması için bir paket krem şantiyi yarım su bardağı sütle karıştırdım ve sonra parça parça bölerek gıda boyalarıyla karıştırdım. Gıda boyaları kızılaydaki aktarlardan birinden, ablam almış.
# Bazı cupcakelerin üstlerine serpiştirdiğim renkli şekerler de Dr.Oetker.

Yalnız gıda boyası konusunda söyleyecek bir kaç bi şeyim var:
# Kürdanın burnunu toza batırdığınızdan bile azı hatrı sayılır bir renk veriyor.
# Ben maviyi biraz fazla kaçırınca krema elimi kolumu mutfağı manyaklar gibi boyadı. Ha rengi çok şukela oldu o başka tabi. Tam istediğim gibiydi.
# Koyu bir mor elde etmek için mavinin içine ne kadar kırmızı karıştırdıysam yemedi. Fotoğraflarda en koyu gördüğünüz renk oldu. O yüzden tavsiyem hangi tonda mor elde etmek istiyor olursanız olun, pembe veya kırmızı kremanın içine azaaar azar mavi ekleyerek yapın. Mavinin içine kırmızı ekleyerek yapmayın. Mavi boya diğer renkleri yutuyor.

Koskocaman döner kremalı cupcakeleri ne kadar sevsem de kekin üzerine sıvanmış olanları daha pratik ve mantıklı buldum. Sanırım bi dahakine çook az gısa boyasıyla uçuk renkli kremalar hazırlayıp keklerin üzerine sıvayacağım.

Kremadan hoşlanmıyor, cupcakele uğraşamam diyorsanız da alın bu muffinleri, tarçınlısı hiper lezzetli. Cayır cayır da kabarıyor. Mis.
Siz de yaparsanız bana fotoğraf falan gönderin olur mu?
Öperim.



*bu arada cupcake e türkçe bir karşılık aradım, yoktu. Küçük kek vardı yani. Küçük kek ne?

25 Haziran 2012 Pazartesi

Bugün


Öğleden sonra bunaldım, acıktım. Labdan çıktım dışarı bölüme gidip makinadan bi kek aldım. Kenara oturdum yiyorum. O sırada telefonla konuşan denyonun biri dolandı dolandı bana doğru gelerekten. Gözlerini de dikmiş bana. Sonunda aramızda bi iki adım kalacak kadar geldi, dibime girdi. Biraz oturacaktım ama kekim biter bitmez rahatsız olup kalktım. Yürüdüm, labın kilidini açarken arkamdan geldiğini farkettim. Dibime gelmiş bi metreye hayvan. Kapının arkasına geçtim kilitlerken telefonu kapattı kapının önüne koşturdu. Hiç tınmadan kilitleyip içeri doğru yürüdüm. O sırada kapının kenarındaki tabelayı falan okuyodu, parmaklıklara dayanmış içeri bakıyodu. 



İnsanlar ne garip.


24 Haziran 2012 Pazar

Sweet child of mine

Bugün de böyle bi şarkımız olmasın mı? Dün de diyebiliriz. Olur yani, olmaz değil.


22 Haziran 2012 Cuma

I know places we can go babe

don't ask me when but ask me why
don't ask me how but ask me where
there is a road, there is a way
there is a place, there is a place

 

19 Haziran 2012 Salı

Remember when you loved me.

Bi de böyle bi doz alın bakalım.

Haziran başı

Tatile gittim geldim. Güzeldi. Aslında yazacak çok şey var. İstemiyorum. Staja başladım. Güzel. Rahat. Öyle işte. -

6 Haziran 2012 Çarşamba

yaz

Yaz geldiiii! Çok heyecanlı değil mi? Tamam belki bazılarınız için değil. Benim için öyle. Ne güzel bi mevsimdir yaz. Denizi ayrı güzel, hafif giysilerin içinde hareket etmesi güzel, yazın yediğimiz içtiğimiz bile güzel. Sırf karpuz için bile gelebilir. Hoş da gelir.
Özellikle erkeklerin saldığı kokular(olum deodorant keşfedildi lan, roll-on u var stick i var, sürünün, yıkanın falan) bi de sıcaklarda baş dönmem de olmasa hiiiç şikayetim olmıycak.
Yok yani. Hiç bi şikayetim yok.
Halimden gayet memnunum. 4 gün sonra tatile çıkıyorum falan. Oh la la!

Coldplayin paradise ı da çok bi yaz değil mi ama?
Öyle bence.

2 Haziran 2012 Cumartesi

An angel whispers my name

Don't you wanna come with me?
Don't you wanna feel my bones on your bones?
It's only natural.

1 Haziran 2012 Cuma

Mayıs

Koca bir mayıs boyu hiç bir şey yazmamış mıyım?
Mayısta ben 21 yaşımı bitirdim.

İlk batizadoma katıldım ve birinci kuşak bir capoerista oldum. Capoeira adım Cabrita, keçi demek. Portekizce okunuşu cidden güzel, benlik.

Şimdilik finallerle ilgileniyor ve sonrasında hemen tatile gidiyorum.

Buraya yazdığım şeyler konusunda kendimi fazla sıktığımı, bu yüzden bu kadar boşladığımı anladım. Kasmıycam artık ne istiyosam onu yazıcam. Mesela bugün:

 Adım Cabrita ve kırmızı ruju çok seviyorum.



--
Gözbebeği fotoğraf blogum için burayı:
selinaydin.tumblr.com
Kafama göre güncellenen kafama göre tumblrım all yellow için burayı:
allyellow.tumblr.com
Sağlıklı ve daha 'iyi' bir insan olmama yardım etmesi için açılmış motivasyon bloguma ulaşmak için de burayı:
herseybitter.tumblr.com

tıklayabilirsiniz.

29 Nisan 2012 Pazar

Haftasonu Şarkısı: Garbage - Only Happy When It Rains

çok da miserable olmayan ama ödev yaparak, taberinos oynayarak geçen bu haftasonunun sonunda biraz nostalji iyi gidiyo hani. shirley manson bence baaaaağya güzel, çekici bi kadın. bi de bu şarkıya bayılıyorum. her eski moda insan gibi. yıllar yılı aklıma takılır durur "pour your misery down on me"si. bu hafta da en az haftasonu kadar cici bi ruh hali içinde geçsin istiyorum.
bi de size bi güzellik mi kötülük mü bilinmez taberinos yapayım. bu da baya bi nostalji. Ben hala lisede oynadığımı idda ediyorum. Evet. Bağımlılık yaptı valla bütün arkadaşlarım ve bana. Hala en fazla 3000 falan yapıyorum ama olsun. Siz de yaptığınız puanları paylaşırsınız belki benimle hı?

26 Nisan 2012 Perşembe

Çizgi Roman Çizeri Rafael Albuquerque

Ahh böyle çizebilmek falan diye zırlanmıycam şimdi size boş boş. Çünkü hiç çalışmıyorum artık. Capoeira falan gibi beceremeyeceğim kesin olan işlere bulaşacağıma resim çizmeyle uğraşsaydım, en azından bu blog açıldığından beri, artist falandım da maymun iştahlılık en büyük özelliğim napalım :( Neyse konuyu dağıtmadan size pek güzide çizgi romanların çizeri Rafael Albuquerqueyi tatmin edeyim. Ehehe içten içe takdim edeyim okudunuz di mi, çakallar sizi.
Vee favorim.
güzel ötesi değil mi?

25 Nisan 2012 Çarşamba

Ic sikintisi

Bi gun belimin ustune dustum. Cok kotu dustum. Gunlerce yuruyemedim aylarca agri cektim. Dustugum anda yanimda olan sevgilime seslendim bir sey yapmadi. Yardim istedim bir sey yapmadi. Merdivenleri gozumden yas gelecek kadar aciyla inerken cantami bile elimden alip indirmedi.
Bir gun otobuste dusup bayildim. Uzakta olan en iyi arkadasima haber verdim beni hemen hastaneye goturdu. Bir kere gozumdeki aciyi gorebildigi halde bana yardim etmeyen adami neden arayayim ki? Iyi olur olmaz sevgilime haber verdim. Ertesi gun onu goreyim diye erkenden okula gittim. Gelmedi. Oglen bir bucuktaki derse geldi. Sen beni aramadin dedi. Nasil oldugumu merak etmedi. Gormek istemedi. Aramadin dedi.
Bir daha basima ne gelirse gelsin beni degil ona karsi davranisimi onemseyen bu adami aramiyorum.


Cunku benim icin ask demek sevgi demek o bana bunu yapti demek degildir. "O" dur. Otesi degildir.

24 Nisan 2012 Salı

Son Zamanlar Favorilerim

Tirnaklarimdaki cicekleri cok 'bahar' buluyorum.

21 Nisan 2012 Cumartesi

şekilli iPhone 4-4s kılıfları

tadından yenmiycekler resmen bu iphone kılıfları. telefoncuğuma kılıf alamadığımı düşündüğümde birazcık soğuyorum açıkçası şunların güzelliğine bak. favorilerim priz, telefon kulubesi ve tabii ki bıyıklı olan. dahasına bakmak, almak isterseniz sizi Etsy butiğine alalım.

5 Nisan 2012 Perşembe

Ölümünün yıldönümünde de bütün akşamımı videolarını izleyip fotoğraflarına bakarak geçirdim. Sonuç olarak böyle güzel bir adam aynaya baktığında nasıl ağlayacak kadar çirkin olduğunu düşünebilir aklım almıyor.

25 Mart 2012 Pazar

Karin.

Daha minnak bi bebisken bile cok hareketliymisim ve kalca cikigim varmis. Kocaman demirleri belimden bacagima bagliyolarmis oyle bacaklar tamamen acik yattikca yatiyomusum. Kipirdakligimdan kelli canim sikildigi icin de hababam belimdeki seyden tutunup kalkiniyomusum. Annem o zamanlar bu kizin ilerde hic gobegi olmaz bu kadar karin calistirdigina gore diyomus. Nitekim akil almaz kasilmalarim -ve beraberindeki karin agrisi tabiy- da destek cikinca, gobegim olmadi hic. -sukurler olsun-
Yani karin bolgemde hafif yaglanmalar olsa bile gobek saylanmaz. Ayrica vucudumdaki en guclu kaslar da karnimdadir. -valla bak-ceneden sonra-
Bunlari niye mi yaziyorum.
Birincisi canim istedi.
Ikincisi de karnim hic esnek degil. Kafami ayaklarima hic zorlanmadan yapistirirken geriye dogru 15 santimden fazla egilemiyorum. Ayni sekilde dizlerim de cok siki. Bacaklarimi esnetirken kasiklarim cayir cayir aciliyor cit cikarmadan ama dizlerim miymiylaniyor. Bu yuzden spagat acamiyorum.
Bazi yerleri cok esnekken bazi yerleri siki olmak yine de dimdirek biri olmaktan iyidir sanirim.
Saygilar.

19 Mart 2012 Pazartesi

Makro Forevır!




Daha fazla karınca şeysi görmek için, ışınla beni skati!

16 Mart 2012 Cuma

tıp

pek zor geçen bu günler, bu haftalar bitse diyorum.
yorulduk vallahi.

2 Mart 2012 Cuma

free hug


o kadar mutsuzum ve şefkate açım ki. yapıcam nerdeyse.

18 Şubat 2012 Cumartesi

bu ara,




içinde olduğum hisleri anlatıyor. evde gözü kapalı dinlenecek.

14 Şubat 2012 Salı

Sevgililer Gunu

Sevgiyi maddi seylerle olcen biri olmadim hic. Hediyenin pahasi, hesabimin odenmesi umrumda olmadi. Tamam da dunyadaki her kiz sevgilisinden ozel bir seyler gorurken sap gibi kalan tek kiz olmayi kabullenmek de dogamiza aykiri. Biz kadinlar ozel hissetmek isteriz onemsendigimizi hissetmek isteriz. Dogal olarak. O yuzden uydurma bir gun de olsa, ticari bir gun de olsa bir cicek, mektup, ozel hazirlanmis herhangi bir sey, yatakta kahvalti, yaratici degilsen cikolata hic olmadi kucuk bir not gerekiyor illa ki.

Ben sahsen pahali hediyeler, kocaman buketler yerine evde yapilmis bir yemek ve sarabi tercih ediyorum. Aman aman bir yemege de gerek yok, makarna da olur. Aman aman bir saraba da gerek yok. 8 liraya sarap gordum ben bugun. O da olur. Supriz falan yapmazsin, yemegi beraber hazirlarsin o da olur. Ozel olsun, "ben seni dusunuyorum" olsun, sozde olmasin yeter ki.


Ben mi, benim bunlarin hic birini yapmayan bir sevgilim var-di.

13 Şubat 2012 Pazartesi

Sevgililer Günü Videosu! Stop Motion #3

Üçüncü stop motion videomu 14 şubata uygun çekeyim dedim. Çizdim karaladım işte böyle bi şey çıktı. Görücüye çıktı.
Eş dost sevdiceğiyle paylaşabilsin diye. Yani.




Herkesin sevgililer günü kutlu olsun!

9 Şubat 2012 Perşembe

Iyi ki dogdun koftem!

Bana su dunyadaki en guzel seyi sorsalar, kardes derim.
Sormazlar tabi niye sorsunlar. Yine de ben kardes derim.

Kucuktum ama o kadar da degil. Hala hatirliyorum bekleyisimizi, calan telefonu. Firat'i deliler gibi istiyordum. Bir an once gelsin istiyordum. Arada bir annemin karnini dinliyordum. Kardesin erkekmis dedigi gunu hatirliyorum.

Beni hastaneye goturmediler. Ablam ve babanemle evde bekliyorduk. Telefon caldi. Babam babaneme Firat'i anlatti. Dogmus mu dogmus mu diye telefonu taciz ediyordum. Telefonu kapatti, soyle soyle olmus, simdi kuvezdeymis dedi. 'Televizyonlu oda'ya gittim. Ayni ecnebi filmlerdeki gibi bi inanamazlik ifadesi, sonra bagirmaya basladim. Zip zip zipliyor "abla oldum abla oldum" diye cigriniyordum.

Kucuktum ama o kadar da degil. Simdi dana kadar bi sey olan kofte kardesim de, simdiki eli kadar anca vardi bence. Opsem opemezdim, tutsam tutamazdim.

Guldugunde, peltek peltek selin dediginde, "yuuufen"inde, sapsari saclarinda resmen mucizeyi gordum.
Seni bana verdigi icin her gun Allah'a sukrediyorum.

Simdi bana dunyanin en guzel seyi ne diye soracak olsalar kardes derim. Sormasalar da derim.
Iyi ki dogmussun kardeslerin en guzeli, en tatlisi, en yakisiklisi!

Iyi ki varsin. Seni cok seviyorum.

8 Şubat 2012 Çarşamba

Yazıhane





İsmi güzel, cismi güzel, kendi güzel çiçeği burnunda site.

Spor, sinema, müzik vs vs her telden yazılara www.yazihaneden.com dan erişebilirsiniz.

Kendisi Kubilay Kahveci'nin son bebeği.

7 Şubat 2012 Salı

PS3 Oyun Alışverişi - Ebay





Ebay oyun alışverişimden bahsetmek istedim şimdi.
Evde bir ps3 varken onun god of warsuz çalışması ayıptı. Oyunu demolarından deneme şansı bulduk ve çok sevdik. Sevdik de lank diye son oyunu almak olmazdı tabii. İlk iki oyundan oluşan God Of War Collection'u almaya karar verdik. Hem daha ucuzdu, hem de iki oyunumuz oldu.
Gran Turismo 5 de alınacaklar listesinde ilklerdeydi ama Ebay'de ucuz değildi. Sendit vb ingiliz sitelerini de defalarca denedik ve her seferinde siparişimiz iptal edildi. Kader kısmet.
God Of War da Amerikadan geldiği için kardeşcağzımın sömestr tatiline ucundan yetişebildi. (Yetiştiği kısımda da oynanmadı ya zaten, neyse)

Nereden nasıl aldığımıza gelirsek de Ebay'deki satıcı şu. Ben çok memnun kaldım. Siparişi verir vermez kargoladı. Amerikada biraz dolaştıktan sonra Türkiye'de elimize geçişi çok da uzun sürmedi. Siparişi 23 ocakta vermişim elimizee hmmm şubatın 2 si 3 ü gibi geçti sanırım. Gayet iyi sanki ha?
Fiyatı da en uygun satıcıydı kendisi. Kargosu da uygun ve tracking numarası da vardı. Ayrıca başka bir şey daha alırsan kargoda 3-4 dolarlık bir indirim yapıyor.
Ah bunun yanına bi de little big planet atmak vardı ya, neyse.

işte böyleyken böyle, izin verirseniz ben şimdi bu oyuncağzı kurcalamaya gidiyorum.

6 Şubat 2012 Pazartesi

Ellie Goulding - The End

Gece oturması şarkısı.

Photoshop Tablet Pen Pressure Algılama Sorunu

Photoshop -ben CS5 kullanıyorum- tabletle çalışırken bazen kalemle uyguladığınız baskıyı (brush->shape dynamics->control: pen pressure) algılayamayabiliyor. Bu sorunu ben de çok yaşıyorum. Çoğunlukla photoshopu açıp kapamak o da olmuyorsa tableti çıkarıp photoshopu kapatıp yeniden açmak sorunu hallediyor. Bazı durumlar hariç.
Bugün bu ilk şıkkın işe yaramadığı durumu da yaşadım. Bu durumda tabletinizin en güncel driverını indirip yeniden kuruyorsunuz. Genellikle bu hallediyor.
Ben driverı indirip kurdum, bilgisayarı yeniden başlattım, açılınca windows tableti gördü ve önerilen otomatik yükleme yerine elimle seçerek yükledim. Bu sorunumu halletti.

Böyle bir şeyi hiç yaşamamanızı temenni ediyorum tabiğ ki.
Cici tabletlerinizle iyi çalışmalar, eğlenceler dilerim :ç

Ps: LaPazz tablet ve Windows xp kullanıyorum.

26 Ocak 2012 Perşembe

BEŞ!

Bugün çok özel, çok güzel bi gün. Tam 5 yıl önce bugün dünyanın en harika insanıyla tanıştım çünkü. O günden itibaren konuşmadığımız gün olmamıştır dersem başım ağrımaz, o kadar yani. Çevremde hiç kimse kalmamışken tek başına yanımda olan, en zor zamanlarımda bana yardım eden, o günden beri bana azıcık bile yalnızlık hissi çektirmeyen bi kubilayım var benim.
Burdan da tekrar 5. yılımız kutlu olsun en sevdiğim. İyi ki varsın.
Bir de artık gelenekleşmiş bir dilek olarak. Beş yüz yıl olsun, beş bin yıl olsun.

Ne yaptığımıza gelirsek.
Uzun zamandır aklımızın köşesinde olan Çin Seddi'ne gittik. Adından da anlaşılabileceği gibi bir çin yemeği restoranı. Japon yemekleri de mevcut. Noodleı sushiyi Amerika'ya gitmeden çook önce keşfetmiş ve çok sevmiştik. Orada açık büfe çin yemekleriyle kendimizden geçmiştik. Bi restoranda ikimiz de birer günlüğüne çalışmıştık bile :D Sonra Kubilay'ın Taylandlı bir oda arkadaşı olmuştu. Bir sürü çinliyle bir arada kalmıştık.
Yani uzak doğu yemeklerini seviyoruz ikimiz de.

Çin Seddi Hoşdere caddesinde (bilmeyenler için Ankara) çok cici bir çin lokantası. Baştan söylüyorum, ben bayıldım. İçerinin dekoru, yuvarlak masaları (hatta Kubişin dikkatini çektiği üzere kasanın kapı girişinde olması bile) tam çin işi :D Fiyatları bir çin lokantasına göre demeyeceğim, herhangi bir lokantaya göre çok uygun. Porsiyonları kocaman, çeşidi bol, menüleri çok çeşitli(başlangıç, ana yemek ve eşlik edecek tadları gönlünüze göre seçebiliyorsunuz). Dışarıda o fiyata o kadar çok yemek yiyeceğiniz bir yer yoktur herhalde, hem de çin yemeği. Ayrıca aşçıları da çinli. (Ben gördüm :D)

Peki ne yedik? Sitelerinde ve yemeksepetinde de görebileceğiniz eko menüleri aldık. Ben chicken chinese menü aldım Kubis de beef Chinese. (Sushilere de bi ara aklım gitmedi değil hani :D) -Burada şunu belirtmek isterim, yemek sepetinde bazı çeşitleri kaldırmışlar. İnternet sitelerinde telefon numaraları var, sipariş de verilebiliyor sanırım. Şipariş edeceğinizde internetten bakıp telefonlar sipariş etmenizi öneririm.

Bu menülerde neleri seçtiğimizi ve tadlarını tek tek yorumlayacak olursak.
Başlangıçlarımız:
Kubilay kızarmış çin mantısı sipariş etti. Şu gavurların dumpling dediklerinden. (Kubis orda çalıştığı gün bunu yapmayı öğrenmiş :D)
Şöyle söyliyim. Oraya gidip de bunu yemeden dönerseniz ayıp etmiş olursunuz. Öyle güzel. Bugünkülerin içinden favorimdi diyebilirim. Tadı kıymalı böreğe benziyor. Üzerine soya soslu sarımsaklı sosu döktüğünüzde tadından yenmez bi şeye dönüşüyor.
Farklı bir şeyler tadalım dedik ve ben de spring roll da denen çin böreğinden aldım. Bunun da içinde iceberg, havuç gibi salata malzemeleri var. Avuç içinden biraz daha büyük bir dürüm halinde kızartılmış bir börek. Bunu da yine çok sevdim.
Ana yemeklerimiz:
Şansımı denemek istedim ve mançuryen usülü tavuk söyledim. İyi ki de öyle yapmışım. Çok beğendim. Dışı unlu bir sosla kaplanmış kızarmış tavuk parçaları, uzak doğuluların adeti olarak az pişirilmiş havuç, kabak, taze soğan ve biber vardı. Çok güzel bir tavuk yemeği, bunu da tavsiye ediyorum.
Bu arada bu yemeklerin hepsi default olarak hafiften tatlılı, soya soslu bir krema içinde geliyor. Aynı noodle da olduğu gibi.
Kubilay ana yemek konusunda biraz daha güvenli sularda yüzdü ve brokolili sarımsaklı dana eti söyledi. Bu yemek de yine çok güzeldi. Az pişmiş sebzeler, brokoli ve çok güzel pişmiş bir et. Et o kadar yumuşaktı ki ağızda dağılıyordu. Oldukça başarılı.
Yemeğe eşlik etmesi için:
Kubilay çok karıştırmak istemediğinden sade pilav söyledi. Bu pilavın bildiğimiz pilavdan farkı, uzun ince pirinçten yapılmış ve yağsız olması. Çubukla kolay yenilebileninden. :D
Ben de yine çok karıştırmamak için sebzeli noodle aldım. Noodle da diğer çin lokantalarında yediğimiz gibi bir noodle işte. Tabi ki kalitelisinden :D
Bir de içecek.
Bu saydıklarımın hepsi öyle büyük porsiyonlarda geliyor ki, ikimiz de noodle, pilavı bitiremedik. Çin böreğinin 3/4 ünü yedik ve ana yemeklerimizdeki sebzelerin bi kısmını bıraktık. Tıka basa doymuş, şişmiş karnımızı yemeğin üstüne içtiğimiz yeşil çaylar bile yatıştıramadı :D Bir menü iki kişiyi rahatça doyurabilecek içeriğe sahipti.

Verdiğim linklere tıkıldadıysanız fiyatları görmüş olmanız lazım zaten ama ben yine de söyleyeyim. Tavuk menünün fiyatı 19.5 TL ve dana menü de 23.5 TL. Dışarıda başka bir şey yemeye kalktığımızda içeceğiyle birlikte bu fiyata yakın bir şeyler illa ki veriyoruz zaten. E vermişken hizmeti güzel, yemeği güzel, çok çok yemeli bir yere neden gitmeyelim di mi?

Bi de Hoşdere'de olmasaydın Çin Seddi, kurtuluşun yoktu olm. Paket servise kaldık artık.

NOT: Orada gerilip çekindiğim için fotoğraf çekemedim. Böyle de bir angutluk. O zaman bir dahaki gidişimize fotoğraflı ve farklı yemekli bir post vaat ediyorum.
Vaadin de böylesi.
Onlar yerine şöyle bi fotoğrafa alalım sizi:

25 Ocak 2012 Çarşamba

Font Olayı

Pazartesi günü okulumuzda yeni açılan yüksek lisans programı Game Technologies'in GateWay etkinliğine katıldık. Daha mezun vermemiş bu çiçeği burnunda programda okuyan öğrencilerin bu dönem yazdıkları programları tanıttığı bir etkinlikti. Her oyun herkese hitap edebilecek kadar güzel olmasa da (1-2 kişi tarafından bir dönemde kodlandıklarını düşünürsek hele) aralarında çok başarılı bulduğum oyunlar da vardı.
Yalnız bir oyun hariç tüm oyunlarda kullanılan fontları seçimleri bana göre hiç de güzel değildi. Alelade fontlar seçilmiş, belki de hiç font seçmekle uğraşılmadan yazılar yazıverilmiş gibiydi. Yeni karakterlerin yaratıldığı o kadar emek harcanmış oyunlarda yıllardır gördüğümüz, artık daral gelmiş fontların kullanılması pek de hoş değil.
O yüzden bugün "bak evladım böyle güzel, değişik fontlar da var" tadında bir post hazırlayayım dedim.
Öncelikle canım gülüm abduzeedonun fontlarından başlayalım. "Friday Fresh Free Fonts" başlıklı bir font dosyası var, her cuma birbirinden güzel ve ilginç fontlar oluyor. bir kaç örnekle açıklayacak olursak:
Almelo



vee son olarak da vazgeçilmez adres dafont.com. Bir site bir poster efendime söyleyeyim bir şeyler yapacakken bakılan ilk adres.Çeşit çeşit farklı font var. Bakmaya doyamazsınız.

13 Ocak 2012 Cuma

Galaksiye Notumuz Var!

Yarınki finalime çalışmaya pek eğlenceli bir haber için ara veriyorum.
Karikatür okumayı çok seviyorum. Sabahlara kadar bulduğum her karikatürü okuduğum oluyor. Eh haliyle Erdil Yaşaroğlu'nu da çok seviyorum.
Kendisi 28 Aralık'ta dünyanın en büyük karikatürünü çizerek Guinness'e girmiş.

Şuradan pek eğlenceli videolarını izleyebilirsiniz.
Benim acayip hoşuma gitti. galaksiyenotumuzvar.com'u ziyaret edip fotoğraflara da bakabilirsiniz.
Bence çok tatlı!
^^


' Sitede arkaplanın karikatürün kendisi olduğunu farkettiniz mi?

12 Ocak 2012 Perşembe

Fotografium Canon 600D hediye ediyor!


Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarak Canon 600D , Manfrotto tripod ve Kata sırt çantası kazanma şansı yakalayın! http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.


sizce de mükemmel değil mi?

9 Ocak 2012 Pazartesi

Rotar

Finaller sebebiyle yaklasik bir hafta bu alemlerde yokum.
Ben yokken inboximi denisik denisik reklamlarlan dolduruyomussunuz mesela, olur mu olur.

#gunluk

5 Ocak 2012 Perşembe

Ufaklık

Yeni yila cok hizli girdim. Oyle boyle degil. Tam 31 aralik gunu mini mini kipkirrmizi bi arabam oldu. Adi tiptop. Annem koydu. Kendisi 98 model bi renault twingo, haliyle oldukca minnak.
Henuz nasil kullanilacagiyla ilgili bi fikrim yok :D evet ehliyetim uc yildir cuzdanimda kimlik niyetine geziyor.
Bu ara cilginlar gibi odev-finalle sarmalanmis oldugumdan calismayi da somestr tatiline birakmak zorundayim.
Ufaklik iyice bi dinlensin garajda bakalim. Ben kullanmayi ogrenene kadar bu gunlerini cok ariycak.