26 Ağustos 2011 Cuma

meraba.
*ooops. yemekle ilgili yazilar var burda*

Bu aksam babamin calistigi kurumun is yaptigi firmalardan birinin verdigi iftar(zincirleme isim tamlamasinin ustasiyim!) a gittim. Ak parti merkez binasinin karsisinda Değirmen diye bi yerdi. Restoran ya da lokanta diyemiyorum buraya, islak mendilinde bile oltu-kofte-pide yaziyo. Oltucu diyebiliriz sanirim. Oltucu.
Efendim ayiptir soylemesi cag kebabi yedik orda. Eti cok guzeldi, zaten Balikesirdeki ozel besicisinden getiriyomus adam. Diger ikramlari corbasi, sarmasi vb de guzeldi de, ben bulgur pilavini ozellikle tavsiye edicem size. Gercekten cok basarili.
Tatli da bildiginiz gullacti iste. Bi numarasi yok.

Babamin hopidik is arkadaslarina yemek yetmedi tabi, kahve icmek istediler. Hamamönü'nde, adina dikkat etmedigim bi kafede kumda pisirilmis turk kahvesi ictik. Yaklasik 20kisi oldugumuz icin karambole gelmistir, normal zamanda daha guzel dediler. Kahve guzelcene bi turk kahvesiydi. Kum ne derece etki etmis pek bilemiyoruz, keza sooyle bi tokat carpmadi cok guzelim uleyn diye. Neyse.

*yemekli içmekli kısım bitti*

Hamamönü guzel. Ankaradaysaniz bi gidin. Safranbolu evleri dukkanlari gibi her yer.
Neyse tanitimin suyunu cikardiktan sonra.
Gunlerim bolca uykuyla geciyor. Uykudan ziyade durumu soyle tanimlayabiliriz:
Eylemsizlik prensibine ictenlikle bagliyim. Yatiyorsam kalkmamak, ayaktaysam da yatmamak icin direniyorum.

Dun, bolume basladiktan sonra uzun bi ara verdigim hatta antipatiyle baktigim bulmacalarimdan cozdum birazcik. Daha da bi üç sene bulmacanin yuzune bakmam artik. Aslinda onceden ne gazla ne askla cozerdim. Hey gidi.

Buradan beni hayatim boyunca envai cesit bulmaca cozdurmeye mecbur birakan bolumume selam ederim.

Hiç yorum yok: