31 Ocak 2011 Pazartesi

dun gece yine serum ignesiyle uyudum. artik damarlarimda girilecek yer bulunmuyor. sabah annem bu damar yolun calisiyo aksama kadar da kalsin igne dedi. cikarttirdim. igne gece yeteri kadar benimle bogusmustu.
kagit gibi ellerimi acip kapatiyor kollarimdaki morluklara bakiyordum. biraz basim donerek ve hayretle ellerimi kollarimi inceliyordum. oysa benim damarlarim ne kadar yuzeye yakindi.
ne kadar hasta oldugumu dusununce damarlarimin yuzeye yakin veya uzak olmasinin bir anlami yoktu.
damarlarim yoktu.
aslinda bu onluk igne tedavisinin bitmesine sadece iki tane igne kalmisti. ama artik doktorun igne yeter haplara devam et demesini umut etmiyordum bile. hala ne kadar hastaydim. igneler elbette ki devam edecekti.
durmadan verem ve kanser -ozellikle de girtlak kanseri- hastalarini dusunuyor boyuna onlardan biri olmamak icin dua ediyordum. benim iyilesmem yonundeki dualari da kubilayla gokhana havale etmistim.
bi de dun aksam karanfili kesfetmistim. daha dogrusu ben artik serumu reddedince annemin her soyledigini yeme mecburiyetinde oldugumdan, annem bana karanfil getirmeye cesaret edebilmisti. bogazimi uyusturuyor ve nefesimi aciyordu. hatta bana temizliyor gibi de geliyordu. utanmasam uykumda bile karanfil cigneyecektim.

ve babam hala kuru corn flakesi yiyebilecegimi saniyor, beni soranlara grip(!) diyordu.

Hiç yorum yok: