30 Aralık 2011 Cuma

Ambalaj Dosyası: Yeni yıl

Yeni yılla ilgili bir yazı yazmak için geciktiğimin farkındayım. Olur da yarın gündüz falan canınız sıkılır, bi göz atarsınız diye şeyettim.
Yek yea bi şeyden değil. Yeni yıl temalı şişeler çok hoşuma gitti de ondan :p


Özellikle bu içtikçe güzelleşen şişe beni benden aldı :D

Son olarak da, değişik iskambil kartlarına bayıldığım için, bu cici deste. Çok iyi değil mi?



Benim de ufak çapta bir iskambil kağıdı koleksiyonum var. Seviyorum yanisi.
Eşimin dostumun arkadaşlarımın da katkısıyla büyüyo :)











Aslında bunlar yeni yıldan ziyade kırismıs ama, idare edicez artık eldekiyle.


Bol cicili bicili, süslü püslü, efendime söyleyeyim paralı bi yıl diliyorum hepinize gençler.
Öperim.

29 Aralık 2011 Perşembe

Ambalaj Dosyası: Kola Kutuları

türkiye'de bulunabilen ambalajlardan en sevdiklerim hep kola kutuları, şişeleri. Bunları etrafta görmedim ama rasgelince pek hoşlaştım.
Diyet kolam hem vitaminli hem cici olsa böyle.
Pepsi'nin böyle vitaminli numaraları olmasa da alenen pepsi yazmaması ve kuşları güzel.





21 Aralık 2011 Çarşamba

Bıyık {

bıyık bıraktım.

rawganical



bi otelin organik organik ürünleri için ambalaj ve isim üretmeleri gerekmiş, bunları yapmışlar. Çok orijinal değil mi?

Rawganical


bi otelin organik organik ürünleri için ambalaj ve isim üretmeleri gerekmiş, bunları yapmışlar.

18 Aralık 2011 Pazar

blog konusu.

yaklaşık 1552 tane blogum var. Bunlardan en çok bir tanesini seviyor ve en az onunla ilgileniyorum.

Bilin bakalım hangisi?

20 Kasım 2011 Pazar

suyun ağağağağağltında

vaktimin ve keyfimin azlığından dolayı bu tek linkle sizi pek güzel sualtı fotoğraflarına bırakıyorum. çüz.

14 Kasım 2011 Pazartesi

Kamera Kılıfı Yapımı

uuuupuzuuun tatilimden müsmükemmel fotoğraflı yemekli anlatmalı bi posta vaktim olmadan önce sizinle bu güzel tutorial(eğitsel yazı) paylaşmak istiyorum.

kendi kendine yapılabilecek şippşirin bi kamera kılıfının yapımı için buraya!


7 Kasım 2011 Pazartesi

Mehmet Gözetlik

o kadar ecnebi artistin arasında bi tane Türk de olmasın mı ama? olsun tabi ki de. pek güzel olsun.
kim bilir nerelerde gezerken (abduzeedo da masaüstüme arkaplan ararken sanırım) rastlaştım kendisine ve işlerine ba-ba-bayıldım!


bu pek şukela grafik tasarımcının sayfasına buradan:

mehmetgozetlik.com

behance portfolyosuna buradan:

www.behance.net/mgozetlik/frame

kurucu ortağı olduğu Antrepo'nun sitesine ise www.antrepo4.com'dan ulaşabilirsiniz.



iyi seyirler!

6 Kasım 2011 Pazar

naber gencler.ben et falan kesiyorum arada.yediklerime o kadar da dikkat edemiyorum ama, mesela bugun kostum falan yani.sekle gelirim insallah.

ehehe bu arada cuma gunu capoeira antrenmaninda amuda kalkmayi deneyip deneyip kalkamadim.dustum.yamuldum falan :D of aklima geldikce guluyorum :D bi vidyomu cekselerdi :D ahah

ilk tırnak sergisi

*Bu zamanlanmış bir yazıdır. Şu an tatildeyim.

gördüğüm bu habere göre ilk tırnak sergisi açılmış efendim. iyi mi etmişler kötü mü etmişler bilemedim. bakın siz görün.


şuradan

tabi ilgi çekici bi şey olduğu şüphe götürmez :D

izlemedim ama şurdan da alakadar bir video izleyebileceğiniz düşüncesindeyim.

haaydi görüşürüz

5 Kasım 2011 Cumartesi

Society6

*Bu zamanlanmış bir yazıdır. Şu an tatildeyim.



günlerdir ödev arasında, ders sırasında, çılgınlar gibi bu siteye bakıyoruz. yani society6.com'a. kubilayın -bilmiyorum nerden- keşfettiği, pek de iyi ettiği güzelim site. şöyle açıklayayım bu siteye çeşitli sanatçılar, fotoğrafçılar, ressamlar, karikatüristler vs. bi şeyler çiziktirip koyuyolar. siz onu duvarınıza poster, cebinize telefon çıkartması efendime söyleyeyim laptopunuza yapıştırma gibi gibi kullanabiliyosunuz.


isterseniz bunları tişörtlere ya da switlere de bastırabiliyosunuz. üstelik öyle çok aman aman pahalı da değil. sloglanları gibi "affordable art prints". (uygun fiyatlı tablolar diye yamuşuk bi çeviri yapar mıyım? canım ister yaparım tabiy)




umarım tatiliniz güzel geçiyodur. öperim.

3 Kasım 2011 Perşembe

Jaime Ibarra fotoğrafları




bu güzel portreleri çeken insan malesef ben değilim. kendisi Jaime Ibarra adında pek başarılı bir fotoğrafçı. insan fotoğrafçısı hem de. en sevdiğimden. çalışmalarının tamamına ibarraphoto.comdan bakabilirsiniz.



bu arada tatile gidiyorum. bayram tatilini uzatabildiğim kadar uzattım ve bi dahaki hafta pazar gecesine kadar güllükteyim kısmetse. ödevlerim sınavlarım beni bırakmış değil ama. hayırlısı bakalım.
gidişimde yayınlanmak üzere bi kaç post hazırlamayı düşünüyorum.
bays.

1 Kasım 2011 Salı

yapicak coooooook sey var. ve ben bu cuma tatile cikiyorum. bilgisayarsiz internetsiz yazlikta neler yapilabilebilir ki?

biraz daha bileklik yapabilirim.kosmak yurumek zorunlu zaten her gune.orda hic bisey cizesim gelmiyo.fotograf cekebilirim.bu ara bisiyler dikmek istiyo canim ama orda ne alaka.

bakalim.

29 Ekim 2011 Cumartesi

bu adam!

çılgınlar gibi ödevimizin sınavımızın olduğu bu günlerde şööyle bi içimiz açılmasın mı ama.



bir yüzük aşığı olarak ben, bunları pek beğendim.

bu takıları www.yeahwewood.com dan inceleyebileceğinizi düşünüyorum :D vakitsizlikten ben bakamasam da :snıff:

bir tane yüzük 700$ civarı olduğu için, sadece tasarım harikası olarak göz gezdiriyoruz bunlara :D


ha ayrıca yukarıdaki resimdeki renkte bi oje mukemmel olmaz mıydı. olurdu bence.

28 Ekim 2011 Cuma

yıldönümü

Gök bugün itibariyle benim bir yıllık sevgilim. Geçen sene bugün liseliler gibi ykm nin önünde buluşmuş, yağmur altında falan yürümüş, eh bi de malum, çıkmaya başlamıştık.
üzerimde fosforlu yeşil bir kazak ve sarı ojelerim vardı, çirkinliğimin doruklarındaydım.

bugün artık işler çok daha kolay, çook çok daha mutlu :)) bana çiçek almış sevdiceğim. sarı sarı sapppsarı çiçekler :) yerim yerim :)

seviyom yea, valla.

27 Ekim 2011 Perşembe

kurşun kalem oymaca

beyler nayngeg mayngeg ama. oha.

buna

24 Ekim 2011 Pazartesi

gün.

bugün yarım saat kondisyon bisikleti sürdüm. ancak yüz kalori falan yakabildim. hala çok yiyorum. saygılar.

16 Ekim 2011 Pazar

update

bu alemlerde çok sıkıcı bi insana dönüştüm biliyorum. (ve yemin ederim artık oje bloglarına bakmıyorum da) gerçek hayatta bu böyle değil. capoeiraya başladım. iki antrenmana katıldım ve süper düper eğlenceliydi ikisi de. anaokulunu bi daha yaşıyo gibiyim :D hareketleri falan yaparken kahkahalar atıyorum :D öhöm, tabiğğ yan etki olarak bacaklarım-popom-omuzlarım-kollarım çılgınlar gibi ağrıyo. olcak o kadar tabiğ. (bu boyun eğmişliğimde deliler gibi kilo alıp bir orangutana dönüştüğüm gerçeği büyük rol oynuyor)

bi kere de fitnısa gittim.
bu dönemi olduğu gibi sıçmadan ödevlerimi, derslerimi bi gözden geçirmem gerek.

çüz.

2 Ekim 2011 Pazar

günlük

bi kaç gündür ankaradayım. derse falan giriyorum. oy dağlar.

9 Eylül 2011 Cuma

bugün stajım bitti. böhüüü

7 Eylül 2011 Çarşamba

Sakat zamandayız gençler. Ağustostan başlayıp kasıma kadar süren, insanların ya aşık olduğu ya da ayrıldıkları zamandayız. Ben iki sene üst üste aşık olduğum için tuzum kuru, sırtım pekti. Lakin bu sene iş farklı. Halihazırda bir sevdicek varken d..tü kollamak lazım. -- eve giresim yok bugünlerde içime bi sıkıntı basıyo. öf ülen.

6 Eylül 2011 Salı

melih

ben döndüüüüm :) size her yerlerden bunu dinletip gidicem. cici geceler :))

28 Ağustos 2011 Pazar

yazlik notu #1

Gullukte internet cekmiyo gencler. Sakin.

Babami oldurmenin esigine gelmek disinda pek bi sey yok burda. Iyi, kotu.

Yarin da ramazanin son gunu cok sukur. Buralara gelemezsem sekerli bayramlar diliyorum ^^
adam olun.el falan opun.

27 Ağustos 2011 Cumartesi

tatil




sonunda tatil!!
bu bayram tatilinde Güllük'e gidiyorum gençler. Bilmeyenler için Güllük, Muğla Milas'a bağlı deniz kıyısı yeri. Bodrum Havaalanı dedikleri yerin oralar aslında. Bodrum Güllük diyen de var. Biz Milas Güllük diyoruz :)
bayram sonrası Ankara'ya dönüp bir hafta daha çalışıyorum, sonra yine dönüş.
bol bol yüzüp bu aralar önüne geçilemez cips-kola alışkanlığımın sonuçlarını hafifletmeyi planlıyorum. Az plan çok goygoy mottosu baya çekici değil mi?

4.5 saat sonra falan yola çıkıyorum. bol bol eğlenin.

bi de herkesin kandili mübarek olsun ^^

26 Ağustos 2011 Cuma

meraba.
*ooops. yemekle ilgili yazilar var burda*

Bu aksam babamin calistigi kurumun is yaptigi firmalardan birinin verdigi iftar(zincirleme isim tamlamasinin ustasiyim!) a gittim. Ak parti merkez binasinin karsisinda Değirmen diye bi yerdi. Restoran ya da lokanta diyemiyorum buraya, islak mendilinde bile oltu-kofte-pide yaziyo. Oltucu diyebiliriz sanirim. Oltucu.
Efendim ayiptir soylemesi cag kebabi yedik orda. Eti cok guzeldi, zaten Balikesirdeki ozel besicisinden getiriyomus adam. Diger ikramlari corbasi, sarmasi vb de guzeldi de, ben bulgur pilavini ozellikle tavsiye edicem size. Gercekten cok basarili.
Tatli da bildiginiz gullacti iste. Bi numarasi yok.

Babamin hopidik is arkadaslarina yemek yetmedi tabi, kahve icmek istediler. Hamamönü'nde, adina dikkat etmedigim bi kafede kumda pisirilmis turk kahvesi ictik. Yaklasik 20kisi oldugumuz icin karambole gelmistir, normal zamanda daha guzel dediler. Kahve guzelcene bi turk kahvesiydi. Kum ne derece etki etmis pek bilemiyoruz, keza sooyle bi tokat carpmadi cok guzelim uleyn diye. Neyse.

*yemekli içmekli kısım bitti*

Hamamönü guzel. Ankaradaysaniz bi gidin. Safranbolu evleri dukkanlari gibi her yer.
Neyse tanitimin suyunu cikardiktan sonra.
Gunlerim bolca uykuyla geciyor. Uykudan ziyade durumu soyle tanimlayabiliriz:
Eylemsizlik prensibine ictenlikle bagliyim. Yatiyorsam kalkmamak, ayaktaysam da yatmamak icin direniyorum.

Dun, bolume basladiktan sonra uzun bi ara verdigim hatta antipatiyle baktigim bulmacalarimdan cozdum birazcik. Daha da bi üç sene bulmacanin yuzune bakmam artik. Aslinda onceden ne gazla ne askla cozerdim. Hey gidi.

Buradan beni hayatim boyunca envai cesit bulmaca cozdurmeye mecbur birakan bolumume selam ederim.

25 Ağustos 2011 Perşembe

büyük ev ablukada

gençler siz de eksik kalmayın.



buraya çöp dökmek yasaktır, sevgilerle.

18 Ağustos 2011 Perşembe

yokluktan..

evet aklimda binlerce odev, kod parcacigi ucusmuyor ve o kadar da mesgul degilim. ama yine de nasilsa boyle olacak diye 'artik bol bol post var' sozu vermek nedir? hic bi zaman akillanacagimi dusunmuyorum.
tai de isler cok guzel gidiyor.gencecik amirlerimle hic aklimdan gecmeyecek sohbet muhabbet, herkesin beni sevdigi mukemmel bi calisma ortamina sahibim.benim de herkesi sevdigimi soylememe gerek yok sanirim. gel gelelim guzide kazanimizda konuslanmis tai de mesai 7.45 de baslayip 17.30 da bitiyor.servisle evden isyeri 50 dakika suruyor ve bi bakmisiz farkinda olmadan gunun 12 saati gitmis.bu 12 saatin net 7sinin bilgisayar ekranina bakarak gectigini de not dusersem butun postsuzlugu aciklamis olurum sanirim.eve geldigimde 3-4 saatim oluyor ve gozlerim bilgisayar basina gecmeye hazir olmadan uyuyorum.
ama is yerinde issiz gecirdigim saatlerde bir suru dizayn websitesi vb. gezdim dolandim. bi suru fikir edindim. onumuzdeki maclara bakicaz.
(sair burda blogunun renklenecegi vaatini vermiyor)
yarin iki haftalik bi tatile giriyorum ve ramazan bitene kadar hic kalkmadan yatmayi planliyorum.

tabi kismetten otesi yok.
operim.

21 Temmuz 2011 Perşembe

notz

kendime not: otobuste 19-32 gibi yerleri sec 28gibi yerlerde perde kapatma seysi var rahatsiz ediyo.
varanda.
kendime not2: last stop a gitme.net.


public not: gullukten sali gecesi otobusle dondum carsamba ve bugun fellik fellik gezip duruyorum.hic yatiyim uyuyim yok!

ehereey bi de ilk parami aldim taiden.

14 Temmuz 2011 Perşembe

gülistan

şaka gibi ama, galiba, yarın akşam güllük yolcusuyum.

11 Temmuz 2011 Pazartesi

tumblr

tumblrma bakın gençleeeeğr.

selinaydin.tumblr.com

beybi, orda bi hareketlenme oldu.

10 Temmuz 2011 Pazar

şöyle alalım..






bi de burdan:

swf

bitti ^^

9 Temmuz 2011 Cumartesi


hacı

2nd stop motion vieo comin' up!
diyesim var.
geliyo lan işte. çekimi bitti.montaj aşamasında. eheh

ayriş

kiss my irish ass diye bi şarkı var lan.
http://fizy.com/#s/1lxs9i

flogging mollyyi pek sevdiğimi blogumu çok eskiden okumuş bi kaç kişi bilebilir. bilmeyedebilir. sorun değil yani kasmayalım.


+nikim lan nikim. msn nikim drunken lullabies flogging molly şarkısı

17 Haziran 2011 Cuma

kulak

ha öyle dediysem de internete bakmadan deliler gibi ders çalışıyorum anlaşılmasın ha.
çok gizli bi suçumu açıklıyorum. moda ve özellikle de oje bloglarına takıldım ne zamandır. bakıyorum da bakıyorum.
aman diyim! twilighttan bile kötü.

yay for the photos!

bi kaç günlük tatilimin sonuna bile geliyorum aslında, pazartesi bir koca yazlık stajım başlıyo :(

neyse kafamda zilyonlarca ödev dolanmayacağına göre bloguma dönüş yaptım diyebilirim.
çok cici fotoğraflar varmış burda. bidıls midıls.

Linda McCartney’s Intimate Photos of the Beatles, Hendrix, and Twiggy

4 Haziran 2011 Cumartesi

burpday.

3 Haziran 2011 Cuma

donut




tumblr bi ara donut dağıtmıştı.
orada olabilirdim :'(

ne neyşın bizim neyşınımız, ne de donutumuz var ama neyşınıl donut dey kutlu olabilir azıcık.
azzıcık.

30 Mayıs 2011 Pazartesi

lösemili çocuklar haftası

evet 30 Mayıs - 5 Haziran arası onların haftası! Ne kadar cici değil mi?
Nazlı da onlardan biri. Okula gidemiyor, dışarı çıktığı zamanlar bile kısıtlıymış. Kendine bir uğraş edinmiş o da, takı yapıyor.

yaptığı bir kaç küpeye şuradan bakabilir, satın almak için gerekli maili yine albümün açıklamasında görebilirsiniz.

Teşekkür ederiz :)

ps': son kemoterapiden sonra ilk defa midesi bulanmamış, kafası bunlarla meşgul olduğu için. çok güzel değil mi?

dub

beni insanlardan soğutan iki şey var. birincisi adaletsiz davranışları. ikincisi de çifte standart.

ahh! doğru, ikisi de aynı kapıya çıkar.

27 Mayıs 2011 Cuma

Kendime not:

steakhouseun içine ekstra hardal koydurma.


peynirin tadını bastırması hoş değil.

23 Mayıs 2011 Pazartesi

&

bazen pek de zeki olamayabiliyorum. adres dönen bi şeyimiz zaten var (*). neden (&) da adres dönsün ki?
hoş değil.

9 Mayıs 2011 Pazartesi

bugün benim doğum günüm.

şımarıklığımı sürdüreceğim önümüzdeki 24 saatin startını 20 dakika önce verdik. bi gün boyunca canım ne isterse yapıcaksınız lan!

5 Mayıs 2011 Perşembe

tell me you love me, come back and hug me

fizy playlistim su yüzüne çıktı. bana sevdiceğimle tee ilk yazıştığımız zamanları hatırlattı. peheey.



*noooobody said it was easy
no one ever said it would be this hard.
oh take me back to the staaaart

2 Mayıs 2011 Pazartesi

pöwf.

ben azcık gelmiştim, şimdi hastalığıma geri dönüyorum.

bi de,
eski sevgilimi cümle alem görsün, rezil olsun diye facebook wallunda rencide etmek istiyorum. ama uslu çocuğum, yapmıyorum.

22 Nisan 2011 Cuma

ver

veriloga kafam girsin. çok ciddiyim.

18 Nisan 2011 Pazartesi

tumblrda yeni fotoğraflar.

tumblrma selinaydin.tumblr.com 'a yani, eylül başından 3 tane fotoğraf ekledim. bi bakın isterseniz ^^




--ps' bunu da -> http://youtu.be/8cucFfpsqf8 || bi dinleyin isterseniz.
siz, isterseniz.

12 Nisan 2011 Salı

ne kadar sevdim seni, ne kadar çok.

şimdi herkes sakin olsun ve bu linkten "evren bozması" nı açıp dinlesin.

yakınlarda bi gezegende unuttuğum tüm şeyler
hepsi ayrı bir anı gibi uzanıyo yerinden
yakınlarda bi gezegende unuttuğum tüm şeyler
hepsi ayrı bir anı gibi bağırıyo yerinden
gel beni bul, gel beni bul
gel beni bul, gel beni bul
kaçtı bak elimden tuttuğum çocuklar
kimin bugün doğum günü? ne vardı aklımda?
geçti bak saatler uyanmayı unuttuğum
takside bıraktığım kocaman gitar.
kaçtı bak elimden tuttuğum çocuklar
ne kadar sevdim seni, ne kadar çok.

hepsini bulucam, bir bir.
yerine koyucam, bir bir.



'bazen üzülüyosun abi. hayat bu. yasaklı da olsa üzülüyosun işte.
hadi dinle şimdi.


http://bestbookmarks.net/art/drawings-by-langdon-graves

11 Nisan 2011 Pazartesi

day.

duydum ki bu ara abduzeedonun daily inspirationuna bakmayı biraz ihmal etmişiz.



ps' eheh bi de ben saçımı tekrar mavi siyaha boyadım. siyah oldu -.-

5 Nisan 2011 Salı

ayağını sıcak tut başını serin.

bugün Kurt Cobainin ölüm yıldönümü olmasının yanısıra toms un "ayakkabısızlık şeysi" günü, 5 nisan.
cobainin kılığına girmedim ama ayagıma yazdım çizdim.
one day without shoes fotoğrafımın linki burada.

sağlıcakla kalınız.

4 Nisan 2011 Pazartesi

dudak şeysi.














önce ben de böyle fotograflar çekeyim lan! dedim ama, şimdilik vakit bulamadığımdan, buraya koyuyorum. bilahare vakit bulur da yaparsam "öeehh ne de kötü bi taklit olmuş" diye diye bakarsınız artıkın :D
öperler.

yaratıcısı da ayynen burdaymıs -> viridis-somnio.deviantart.com

30 Mart 2011 Çarşamba

skinny!



ahh bi zengin olsam dararararararararararararararam..

29 Mart 2011 Salı

explodingdog





bu gece çılgınlar gibiyiz!
hepsi ve daha fazlası explodingdog.tumblr.comda!

ps' lütfen resimleri büyütün.

28 Mart 2011 Pazartesi

reklam işi.



bi de bi reklam gösterip gidiyorum.
bunu dün youtubeda gezinirken buldum.
şahane bence :)

procrastination....




..benim göbek adımdır. bugüne gitsin.

blog açıldı.

herşeybittere şuanda ulaşabiliyorum evet ama bu sefer de yapacak çok işim var be hacı.

23 Mart 2011 Çarşamba

blog sorunsalı.

chrome fazla kaliteli diye mi bunu bana yapıyo bilmiyorum ama, kafasına göre, bazen dns ayarlarını vırt ı zırt ı dinlemeyiveriyo, evden de ulaşamıyorum blogcağzıma. şimdi bölümden girdim ama bakalım tabi.
ps. makat.org da hiç bi işe yaramadı benim bilgisayarımda, evet.


ayrıca gelmişken, bişiyleri linklemeden olmaz tabi.
lovely packagingden geliyoor..
ve bir
ve ki.

16 Mart 2011 Çarşamba

reklam kokan hareketler bunlar.




401. kayıtım şerefine size mükemmel bi çekiliş fırsatı sunuyorum!

steelseries in çok şükela çekilişine katılmak üzere BU LİNKE
tıklayabilir, aynı zamanda benim de şansımı artırabilirsiniz.

bi işe yaramış olursunuz bence fena olmaz.

siz de! hemen! hiç vakit kaybetmeden!
bir taşla iki kuş vurun!

ps': bok çıkartmak tabirine eşdeğer bi entry bence.

14 Mart 2011 Pazartesi

v.

ve ben ne kadar zamandır karnımda bir yumrukla yaşıyorum.

13 Mart 2011 Pazar

kanat mevzuusu




bazı şarkılar büyülüdür. o şarkıları bi şekilde hayatınıza getiren, gitmeyecek olanlar daha da büyülüdürler.

büyülü bi şey var.
öyle gitsin bu da.


I can fly
But I want his wings
I can shine even in the darkness
But I crave the light that he brings
Revel in the songs that he sings
My angel Gabriel

I can love
But I need his heart
I am strong even on my own
But from him I never want to part
He's been there since the very start
My angel Gabriel
My angel Gabriel

Bless the day he came to be
Angel's wings carried him to me
Heavenly
I can fly
But I want his wings
I can shine even in the darkness
But I crave the light that he brings
Revel in the songs that he sings
My angel Gabriel
My angel Gabriel
My angel Gabriel

9 Mart 2011 Çarşamba

stop motion walking doll



ilk stop motion video denememi paylaşmak istiyorum :)

my 1st stop motion video work. enjoy it.
video

8 Mart 2011 Salı

blog şeysi.

bloguma telefonumdan giremiyorum bu bir.
dns mns de mi fayda etmıyo beş kere dns yapıyorum bozuluyo sinirlendim bu iki.
yotube yasagında çatır çatır video izleyen odtü networküne bile bu bloglar neden kapalı bu da üç.

manyak mıyız abi?

3 Mart 2011 Perşembe

a-fiş



bu çok iyi değil mi?
bunlar gibileri var daha bayağ.
burdan alalım.

2 Mart 2011 Çarşamba

minimalist logo dizayn

designisfine benim hiç bir zaman olamayacağım kadar minimalist ve güzel.
ikisi bi arada ne kadar zor ve ne kadar basıyo afilli şeylere di mi.
minimalist ve güzel.

taypografya

typography zevk meselesi.

ben sevdim. sen de bi göz atayım dersen,
ışınla beni skati!

an




bazı şarkılar böyle fısıldıyo:

"
ben geldim. bi öpüp gidicem.
o kadar.
"

27 Şubat 2011 Pazar

hiç bir duygudan hayal kırıklığı kadar nefret etmiyorum.

25 Şubat 2011 Cuma

boyut

ilk 3D karakterimi ne zaman yapıcam acaba?

şimdilik bunlara bakıp iç çekiyoruz.

sinema

bu hafta derslerimize girdik çıktık, gezdik sevdiceğimle.
2 tane filme gittik.

1.si 3 boyutlu tron,
yine bir 'üç boyut aşkı' yaşayamadım. film de sıktı. kötü desem denir mi bilmiyorum ama daha çok 'bi numarası olmayan film' oldu tam olarak benim için.

2. si fihgter,
söylememe gerek var mı bilmiyorum ama film hakkaten güzel. "ah böyle mi olacak" dediğim yerlerde böyle nin tersiyle karşılaştım bi kaç kere bu hoşuma gitti. yalnız asıl hoşuma giden bir nokta var ki, o da dövüş sahneleri. boksu severim zaten. zaman zaman izleriz babamla gece oturuşlarımızda. baya da zevk alırım izlerken heyecanlanırım falan. bu filmde de aynen öyle oldu. dövüş sahnelerinde baya kendimi kaptırdım, sanki gerçek ve çok heyecanlı boks maçları izliyodum. pek dövüş filmi seyretmiş değilim çok eleştirecek bi tarafım yok aslında biri çıksa şurda şunu eksik yapmışlar dese eyvallah derim. havaya sokma açısını dedim ben.
çok bi dövüş filmi de değil başka bişey filmi de değil gibi. kararında bence vizyondayken gidip izlenmeli, pc ekranına bırakılmamalı.

10 Şubat 2011 Perşembe

herkesin bilmesi gereken 10 fotoğraf

bazıları mide bulandırıcı. akbaba fotoğrafı falan.
buyrun bakın.

9 Şubat 2011 Çarşamba

özlemek

daha önce özlemekten bahsetmiştim değil mi?
tamam öyleyse.
onu da sonra konuşuruz.

çekirdeğin iz bekçisi.

onlar,
aşık olduklarını zannediyorlar.

onlar, kendilerini kandırıyorlar

8 Şubat 2011 Salı

vintage posta

yummm ne de güzeller yahu.

şey bunlar. eski püskü posta kartları.

7 Şubat 2011 Pazartesi

şans

biz birbirimizin planlanmış bebeğiyiz.
istedik, olduk.
ben onun benim sevgilim olmasını istedim, o benim sevgilisi olmamı istedi.
isteyerek olduk biz.
ilk zamanlarımızda bile. her dakika yanında olmak isterken, göreyim derken, beni beğensin istiyordum. "ondan hoşlanıyorum" demeden önce bile "benden hoşlansın" diyordum.
gözümü kapattığımda önüme, eli belimde gülerken bir görüntümüz geliyordu.
başka şeyleri pek düşünmüyordum. sevgilim olsun istiyordum.
oldu.

bir çocuğun çok isteyerek aldırdığı oyuncağı ne tatlıdır.
bir de sürpriz hediyeler olur hani. özeldirler onlar da.

biz 'şans'ız da.
uzun zaman birbirimizi gördük, bildik. tam zamanında yakın olduk.
geceleri aynı saatte uyandık.
bazen o istedi, ben uyandım. bazen ben istedim, o uyandı.
istedik oldu.
görüşememekten korktuğumuz günün bir parçasını bile ayrı geçirmedik.

biz istiyoruz,
biz birbirimizi çok istiyoruz.
ve
sanki başka bir şeyler daha bizi birlikte istiyor.

6 Şubat 2011 Pazar

Valentines, valentines, how many do I see?
Valentines, valentines, count them with me.
I have red ones, orange ones, yellow ones, too.
I have green ones, purple ones, and some that are blue.
Valentines, valentines, how many do I see?
Count them with me! 1-2-3-4-5.....

4 Şubat 2011 Cuma

ol

bunu gözü kapalı dinlerken

bir yerlere gelince bi şeyler, sadece, anlamıyor işte. düşünmüyor değil mi? sen burda ne haldesin düşünmüyor. senin hakkında düşündüklerini senden çok önemsiyor. ilişkiniz, ona hissettirdikleri, hissettirdiklerin, senden daha önemli oluyor. başına gelen çok kötü şey, onun yüzünden olsa da, onu üzmüyor işte.
bazen.. sadece.. olmamışsa..olmuyor işte.


-
aşkı bilmem de, sevgi anlaşmaktan başka hiç bir şey değildir aslında.

3 Şubat 2011 Perşembe

artık konuşabiliyorum.
yeterince çiğnersem katı şeyleri bile yiyebiliyorum.
boğazımda, bademciklerin olması gereken yerlerde yaralar var. hani halı sahada düşersin de dizin sıyrılır. sonra denize girince o beyazlaşır sararır. aynen öyle.
misketlerin çeşitli ebatları vardı. sanırım kafamda her bir çeşitten en az bi tane şişlik var. ama artık yastıga kafamı koyabiliyorum. beynime çok da batmıyorlar. alışılıyorlar.
elimde kolumda içimde birazcık can var artık. yorgunluğumu, açlığımı hissedebiliyorum.
çok yoruluyorum.
sürekli yatıyorum. ayakta durursam, mutfağa mesela 3 kere gidip gelirsem, dayanamıyor kendimi koltuğa-yatağa atıyorum.
artık önceki kadar terlemiyorum.
tansiyonum da çok düşmüyor.
morluklarım kahverengiye dönüyor, kayboluyorlar.
3 şarkıdan fazlasını tarzı ne olursa olsun kafam kaldırmıyor. gözlük kulak çevremdeki şişlikleri acıttığı için pek televizyon da izleyemiyorum. arada bir telefonumla oynuyorum.
çok sıkılıyorum. sıkılmanın sınırlarını zorluyorum.
sanırım artık ben gerçek ve normal bir hastanın tanımlarına sığıyorum.

e bi de olumlu bi açıdan bakmak istersek,
bu halimle, besleme saçlarıma uyum sağlıyorum.
-tamam. şimdi banyoda fırat var zaten. o çıkınca ben girerim çabucak yıkanırım. hemen kurulanırım.
hatta belki sonra uyurum.
-aferin selisime.

akıllı selis.
korkak selis.

ya düşüp yığılırsam, dün kapının eşiğindeki gibi hani.


iyileş artık uzaylı, küçük boğaz.
lütfen.

2 Şubat 2011 Çarşamba

yarın sabah hiç bir şey içmeden doktora gitmeyi reddediyorum.
zira ne alınacak kanım kaldı ne damarıma girilecek yer.
ben bittim hastalık bitmedi.

--
ama bugün, çok zamandır görüşsek ya dediğim ilkokul arkadaşlarım buraya gelmişler beni çağırdılar. gidemediğime üzüldüm ya. işte böylece bi parça iyileştiğimi anladım.

işte ateşim düşüyor. yatma zamanı.

31 Ocak 2011 Pazartesi

dun gece yine serum ignesiyle uyudum. artik damarlarimda girilecek yer bulunmuyor. sabah annem bu damar yolun calisiyo aksama kadar da kalsin igne dedi. cikarttirdim. igne gece yeteri kadar benimle bogusmustu.
kagit gibi ellerimi acip kapatiyor kollarimdaki morluklara bakiyordum. biraz basim donerek ve hayretle ellerimi kollarimi inceliyordum. oysa benim damarlarim ne kadar yuzeye yakindi.
ne kadar hasta oldugumu dusununce damarlarimin yuzeye yakin veya uzak olmasinin bir anlami yoktu.
damarlarim yoktu.
aslinda bu onluk igne tedavisinin bitmesine sadece iki tane igne kalmisti. ama artik doktorun igne yeter haplara devam et demesini umut etmiyordum bile. hala ne kadar hastaydim. igneler elbette ki devam edecekti.
durmadan verem ve kanser -ozellikle de girtlak kanseri- hastalarini dusunuyor boyuna onlardan biri olmamak icin dua ediyordum. benim iyilesmem yonundeki dualari da kubilayla gokhana havale etmistim.
bi de dun aksam karanfili kesfetmistim. daha dogrusu ben artik serumu reddedince annemin her soyledigini yeme mecburiyetinde oldugumdan, annem bana karanfil getirmeye cesaret edebilmisti. bogazimi uyusturuyor ve nefesimi aciyordu. hatta bana temizliyor gibi de geliyordu. utanmasam uykumda bile karanfil cigneyecektim.

ve babam hala kuru corn flakesi yiyebilecegimi saniyor, beni soranlara grip(!) diyordu.

30 Ocak 2011 Pazar

hani arada bir olur da sesim cikarsa uzerine basilmis bi fare duyuyorum. o degilse minciklandiginda viyak sesler cikartan plastik oyuncaklar var ya.

veheeey.
bi sure biseyler icmeyince bogazimda yabanci bi sey varmis gibi ogurmeye, oksurmeye basliyorum. oysa bogazimdaki sey benim fazlasiyla kuru dilim.
öf.
suanda kollarimda 5 tane mor delik var. daha 4doz serum-igne daha var. umarim bu kadari yeter.
sali gunu doktora gidicem, bitti diycek, biticek.
lutfen.

29 Ocak 2011 Cumartesi

surda bikac seneye kadar igne olmayi severdim. simdi her sabah ve aksam damar yolu actiklarinda kandan bayilacak gibi oluyorum.

daha 6 doz ilacim daha var.

beni kan tutuyor.
terim antibiyotik kokuyo tenim antibiyotik kokuyo ben antibiyotik kokuyorum afedersiniz cisim bile antibiyotik+enfeksiyon kokuyo.
kutu kutu damar damar ilac tuketiyorum.
artik bi ise yarasinlar istiyorum.

kafamda onlarca sismis lenf bezi yuzunden yatamiyorum bile abi ben!



en son ne zaman boyle cok hasta oldum bilmiyorum.

28 Ocak 2011 Cuma

kafamda onlarca sislik var ve bogazim enfeksiyonla kapli. oksuruk de gelmesin lutfen lutfen lutfen
gecen sabah avucumda minik tirnak izleriyle uyandim. su icerken yutkunurken yumruklarimi siktigimi farkettim. dun hic bisey yemedim. aksami hastanede gecirdim. butun gece uyuyamadim.
konusamiyor ve hatta mimik bile yapamiyorum.
saygilar.
sabahki serum tuzdu simdiki seker. kollarimda biraktiklari izler ne kadar farkli

26 Ocak 2011 Çarşamba

iç ses

tamam. iç sesimden oldum olası nefret ederdim.
bir kitabı gözlerimle okumadığım için, çok sürükleyici kitapları hiç bi zaman okumazdım çünkü boğazım ağrırdı. geceleri uyuyamadığımda düşünürken, bir şarkıya takıldığımda falan.
iyi de şimdi, şu zamanda, boğazımda nefesin geçeceği kadar bile yer yokken, enfeksiyon kaplı şişlikler yüzünden ilaçlarımı bile yutamazken, e haliyle kıyafetlerimin bile değerken acıttığı tenim yüzünden uyuyamazken,
sen neyin nesi oluyorsun a iç ses??

sus artık ya, olmayan dilimi damağımı kuruttun. yeter artık ya!

hastalik

bu mutlu gunde bizim icin kar bile yagiyo. birlikte sokak sokak gezmeliydik halbuki ama ben bogazim yuzunden nefes bile alamiyorum. boynum ensem dilim bile sisti =( uykumdan zilyon kere aciyla uyandim. en sonunda da dayanamadim erkenden kalktim.
hasta dedigin yatar uyur arkadas. benim yattigim icin bile canim yaniyo =(
tabi gokhani terkedip aci aci dedim. oyle aci olmaz boyle olur dendi bana.
valla kimseyi uzmiycem bi daha ya. kendim de uzulmiycem.
gecsin artik.
lutfen gecsin

4 yıl.


hayatımın en ama en önemli gününün üzerinden 4 yıl geçti an itibariyle.
çünkü ben meleğimle tanıştım 26 ocak 2007de.
çünkü kubilay bir melek.
gerçek bir melek.
yıllardır ne zaman mutsuz olsam beni güldürdü. ne hata yapsam beni çabucak affetti.
sabahlara kadar başımda bekledi. sabahlara kadar başında bekledim. canı acısa benimki de acıdı. mutluluğu her türlü mutsuz şeyi silmeye yetti hep. sesini duymak rahatlattı.
ailem oldu.
benimle dünyanın öbür ucuna geldi.
hayallerimi paylaştı, her şeyime destek oldu. her mantıksız hevesime.
melek işte.

ve biz tanıştığımız günden beri tek bi kişi olduk aslında.
4 yıldır aynı hayatı yaşıyoruz.

geçen yılki postumda da demiştim. 3-4 yıl üzüyor beni. dört bin yıl olsun istiyorum.
sonsuz olsun istiyorum.
bi meleğe bi ömürde doyulur mu?
seni herkesten, her şeyden çok seviyorum.


iyi ki varsın en sevdiğim.

25 Ocak 2011 Salı

kubisim



kubisim,

eminim insanlar başka şekillerde ve çok seviyorlardır birbirlerini.
ama sen nasıl olduğunu bilirsin.
iddia ediyorum ki dünya üzerinde herkesten başka bi' şekilde, en çok seviyorum seni.
sen bilirsin. sen bilirsin.

24 Ocak 2011 Pazartesi

başka türde özlemek.

e şimdi bu bi' kaç haftada benim saçım uzayacak.
o göremeyecek mi?
kilo verince ben, şekle girince biraz.
"bak karnım ne düz di mi, kemiklerimi sayabiliyo musun" diyemeyecek miyim?
peki, baştan alırsak. o okşamadan nasıl uzayacak benim saçlarım?

ah, ne kadar da zamansız! tam,
tam mutluyken, gerçekten, yanımda istiyorken.
canım sıkılmayacak mı?
eve hiç bir şekilde geç kalmadığımda mesela.
hastalıklı tenini, alkollü kokusunu özlemeyecek miyim?
özlemeyecek miyim ulan!

23 Ocak 2011 Pazar

gökhana hediye alcak olursam

http://www.timexoriginals.com/modern-originals/camper.aspx

t2n329

17 saat beraberken.

gitme vakti.

ah ne kadar özlenecek o, özlenecek olan.
ne kadar çok.

böyle.

22 Ocak 2011 Cumartesi

o değil de

15 ekim 2010 tarihli yazımmış.
--


beynim -tam olarak aynı zamanda değil ama şöyle bişey yaptı dün.


17:20:11 alert
17:20:12 alert
17:20:13 alert
17:20:14 ...
17:20:15 ...
17:20:16 fuck!

so-nun.

sonunda mı? diyorum.bir yerleri kırık kalıyor kalbimin.

sus

dedim ki,
inanabilirim.
bir kez daha seversen,
ellerimi tutarsan,
opersen dedim,
tam burnumun ucundan.
rüyalarımı bile,
ki rüyalarımı..
sus dedim.


dilimde yaralar,
karnımdaki o kramp
ve sözümdeki yakarışlarla,
gittin dedim.
sus dedi.

gözlerimizden sızılarımız akarken
ki benim sızılarım gerçekti
o kendisi için sızlandı.
dedim ki,
dayanamayabilirim.
izin ver gideyim.
vermedi.
sustuk.

kırp.

söylediğim bütün şarkılar yalnızlığımaydı.
kandırdım seni.
gözlerimi bile kırpmadım.


şarkı

tam bir şarkıydı.
gelişiyle ve bütün ihtişamıyla.
beni bir yerlere götürdü
geriye bile dönemedim.
tam bir şarkıydı.
gelişiyle
gidişiyle
ve bütün ihtişamıyla.



ve sanırım ben o şarkıyı yanlış söyledim.

21 Ocak 2011 Cuma

yirmibir.

üç ay öncesiydi. ilk kez buluşmuş, oturmuş konuşmuştuk. birlikte güle oynaya yürümüş, "o park" a gitmiştik. bankın en uzağına oturup, aramızda mutlak bi mesafe kalsın diye bağdaş kurmuştum ben. ağa gibi, bi bacağımı kaldırarak. şirinlikler yapıyodum, gökhan "çok tatlısın" diyodu. sonra gökhan elini dizime koydu. gökhan kolunu dizime koydu. gökhan o havadaki bacağıma sarıldı. gökhan elini omzuma koydu. gökhan kolunu omzuma attı. boynuma doladı. gökhan bana sarıldı. başımı göğsüne bastırdı. beni sardı.

ve ben orda öyle sessizce durdum. saçlarımı okşadı. ben dinledim.
aslında hiç konuşmadı.
kalbi ne kadar hızlı ve güneşli atıyordu.
hızlı ve güneşli.

ve ben ondan sonra, hiç çekilmedim.

--

ne ateşiyse ateşi bu. yanıyorum ben.

yirmi-bir-iki

tatlım diyor, efendim sevgilim diyorum. ne yapalım yarın diyor, ne yapmak istersin diyorum. senle olmak diyor, benimlesin sevgilim diyorum. sevgilim diyorum.

--
ellerinin saçlarımdaki her hareketi içtendi.

--

18 Ocak 2011 Salı

18 ocak

bugünü ikibinonbire gelmiş en garip gün ilan ediyorum. 18 ocak bi kenara yazılsın.

sabah 8de uyanmam gerekirdi halbuki, 8buçuk düşünüp 8buçukta uyandım. tam çayı koyarken kafama dank ettikten sonra okula taksiyle gitmedim. hayır okula koştum. soğuktan, hızlı nefes aldığım ve terlediğim için beynim başım ağrıdı. (lanet olsun sana sinüzit!) bikaç saatlik saçma uykumu ve telaşımı alsın diye kahveye koşarken sevgilimi öpmedim görünce. trip yedim. sonra finalime girdim. yeni uyanmış, uykusuz, sinirli bir seliştim o sıralar. halbuki sınavdan kafamı toplasam 80-90 alırdım ki. toplayamadım, yetiştiremedim. sonra çıktık yemek yedik. millet dağıldı falan. ben oturdum sevgilim ders çalıştı. sonra sınava gitti. o gitmişken ben yeni bi şarkıcı kız keşfettim. sonra geldi yanıma.
burdan sonrasında çok mutluyduk evet.
:bulut yukarsı mode on:

annemler aradı gel diye. saat geç olmuştu. yürüdüm dolmuş gitmedi.
kıçım dondu.
okulun kapısından taksiye bindim geldim. adrenalin junkie oldum.
canım kardeşimle mutlu geyikler yaptık.
büssürü börek yedim.
size göre değil bana göre ilginç.

bugün yazılacak dedim, o kadar!
yaz sevgilim.

in the first song..

şimdi bunu dinleyin ve hep birlikte finallerin bitişini kutlayın.
sen benim hiç sevmediğim sessizliğimsin.
sen benim hiç ısınmayan ellerimsin.



ah ülen ah. ağırlı yapmış.

özl.

bunu dinleyerekten.


sevgi, bencil bir duygudur demiştim. iki yan etki arasında özletiyor şerefsiz.
hepimiz her dakika bir şeyleri özleme halindeyiz.
sen o en çok sevdiğin sevgilinin ilk dokunuşunu özlemiyor musun yoksa?
ayıp etmişsin.
gülüşünü, öpüşünü, görüşünü özlemiyor musun?
seviyoruz çünkü. öyle eşşek gibi seviyoruz ki. bir çok ş'yle hem de. yanımızdayken bile özlüyoruz.
sevgiden çok özlemle öpüyoruz biz.
dibimizde dururken işte, özlediğimizi hatırlayarak değer biliyoruz.
fotoğraflara kafa atasımız geliyor. telefondaki sesini suçluyoruz. özlüyoruz.
kemiklerini, beyaz tenini düşününce başımız dönüyor.
hastalıklı biraz hatta.
yeterince hastalıklıysak, eski hüzünlerimizi bile özleyebiliyoruz.
ne biçim de ağlamıştım!
o geçen gün giydiğimizi yakıştırdığımız halimizi özlüyoruz.
maaşımızı aldığımız günü falan.
hırçın da olsa sakin de olsa özlüyoruz işte.
bir köpeğin karnını okşar gibi.
saçların rüzgarda dolaşır gibi.
uykuya dalar gibi.
sevgi özlemin anasını satıyor.

şekerli rüyalar.

17 Ocak 2011 Pazartesi

hastalik, git.

Ben kucukken cok hasta olurdum. Bogazdan yani. Bademciklerim alinana kadar yilda bi kere falan dondurma yerdim. Soguk veya asitli bi seyler icemezdim. Dogum gunlerimde bile annem fanta diye calcium sandoz verirdi.

O yuzden eferen ilaclardan vitaminlerden (efervesan) nefret ediyorum.

Onu birak, fantayi bu yuzden sevmiyorum.

15 Ocak 2011 Cumartesi

okuyamiyorum

"dunyayi degistirmenin en kotu tarafi bunu yaptiginda baska bi yer olmasidir" diyodu buffy zincir cizgi romaninin girisinde.
evet cizgi romana sardik. evet normal kitaplardan cok daha guzel. evet lanet finaller bitmedi ve agiz tadiyla okuyamiyorum. ya uyuyorum ya gokhanla arkadaslarimla kafami dagitiyorum ya da uykusuzluktan gozlerim paramparca oluyo =(

okuyamiyorum.

13 Ocak 2011 Perşembe

eskiden.

huzurlu ve deliksiz bir uyku diledi bana, ne kadar hüzünlü bi dilekti.

11 Ocak 2011 Salı

e.h.

ööööeeeh yetmedi mi lan artık! diyceksiniz.
yetti.
vallaaaaaahi yetti.

10 Ocak 2011 Pazartesi

gunce 2

o origami bocegi yapacaktik. baska yolu yoktu.
yapilacaklar listemiz bu kadar kabarikken gitmenin bir yolu yoktu.
elleri burnumun ucuna, ceneme dokunuyor, parmak uclari degdigi yeri yakiyordu.
gozlerim sizliyordu, gozyaslarimi gerilere itiyordum.
"oldugunuz yerde kalin!"
canim yaniyordu.
"simdi o eli masaya birak ve yavasca gozlerini kaldir."
gozlerimi ellerinden alamiyordum. gozlerim goruyor ve acitiyorlardi.
aciyi hissediyordum.
kalbimden damarlarima aci pompalaniyordu.
vucudumu aci geziyordu.
aciyi yasiyordum.
artik ne halimiz varsa gorecektik.
bunu en azindan ona yasatmayacaktim.
aci artiyordu.
gulumsemesi icimi ezerken ozlemden mecbur birakilmis ben, butun bu atesten zevk alarak, yanarak yaklasiyordum.
ve o farkinda bile degildi
ama bu sefer
sarildigimda elime gelen parca parca kaslar acitiyordu.

8 Ocak 2011 Cumartesi

günce

ben inandim.
elleri saclarima urkekce gittiginde, dokunur dokunmaz cekildiginde, bu kendine engel olamadigi icindi.
ihtiyaci oldugu icindi.
gökhanin her dokunusu ictendi zaten.
hissedebilirdiniz.
sizi ona ceken seyden cok, onun size cekildigini.
ben hissettim.
sanki bi guc onu hep yakinima getiriyordu. cekiyor da cekiyordu.
ilk bulustugumuz gun gibi bugun de,
karsi koyamiyordu.
yanima geldiginde, bakislari bana kactiginda bu engel olamadigi icindi.
yalan olsun. inandim ben.

6 Ocak 2011 Perşembe

gök.

insanlar sevgilileriyle uyanıyorlar.
üşüdüklerinde sevgililerinin ceketini giyiyorlar.
insanlar sevgilileriyle atkılarını değiştiriyorlar.
alışveriş yapıyorlar, plan yapıyorlar.
insanlar sevgilileriyle telefonda konuşuyorlar.
ben, sevgilime sarılamıyorum bile.
sadece, başka işlerle uğraşırken aklımın bir köşesinde, sürekli merak ediyorum.
bu sabah kaçta uyandı, ne yedi, sınavından kaç aldı
uyudu mu, rüya gördü mü
kimlerle konuştu bu akşam, nerelere gitti, çok üzüldü mü?
üzmeseler diyorum.
bugün üşüdü mü?
insanlar sevgilileriyle tatile çıkıyorlar.
ben, sevgilimi söyleyemiyorum bile.

sonunda gizli bi link var.

bazı insanlar gerçekten sihirlidirler.

ben, mesela,
pek de sihirli değilimdir.
garibimdir bazen.
herkes gibi görünürüm, davranırım, sıradanlığa zorlanırım. mütevazi gibi falan işte.
itiraf ederim pek çok. özür dilerim. teşekkür ederim.

havai fişekleri çok severim.
kaybetmekten çok korkarım, genelde boş veririm.
mutlu gezerim.
gerçek değilse bile, mutlu görünürüm.
hastaysam bile iyi görünürüm.
çok gülerim, çok sırıtırım.
kendi dertlerimi, en içime saklarım.
evde elektrik süpürgesi çalışırken bulabildiğim en küçük koltuğa kıvrılır, büzüşür, uykuyu düşünürüm.
kar tanelerini koyu renkli kıyafetlerimin üzerine düşürmeye çalışır, kristalleri görebilirsem mutlanırm.
ben, mesela,
çok üzülürüm.
bir çocuğun umutsuz bakışıyla içten içe ölürüm.
sinirliysem, insanlarla konuşmaktan kaçınırım.
ağlamaklıysam gözlerine bakmaktan kaçınırım.
aksi ve gıcık görünürüm ki, şefkatleri beni ağlatmasın.
üzüntümden ağlamak yerine, ateşlenirim. düşüp bayıldığım olur.
üzüntüm derin sürer ama uzun sürmez. çabucak mutluluğuma dönerim.
suya girmeyi ve dalmayı çok severim. deniz kabukları, midyeler çıkartırım.
şanssızlığımdan, hiç balık tutamam ben.
balık olur, balık ölürüm.
bazı insanlar sihirlidirler, hayat olurlar.
hayatla doluyum ama bir hayatı kolay kolay dolduramam ki ben
her-ke-si severim,
yeni arkadaşları en çok.
resim çizmeyi çok severim.
deli graffitiler yapardım eskiden, valla bak!
poz verirken sıkılır, poz verdirirken eğlenirim.
bir kaç seneye kadar, yalnız başıma yürür yorulunca sinemadaki en merak etmediğim filmi izlerdim.
bazen salonda bir tek ben olurdum. yalnızlık mutluluktur.
değer bilmeyi bilirim.
parfüm, koku sürdüm mü hapşırırım.
dikiş dikmeyi severdim, artık dikmiyorum.
çaya bayılırım.
diş fırçalarken kolumun hareketini kasların dans edişini izlerim.

ben şaşırarak severim.
sevdiğimi, bizi saatlerce incelerim.
saf olurum. unutkan olurum.
çok sevdiğim bir anı yaşarken, bir yandan yaşadığım şeyi düşünürüm.
iyice hatırlar, tekrarını sonraya bırakırım.
böylece unutmayabilirim. böylece tekrar tekrar yaşayabilirim.
pek süslenmem, kendimi güzel hissedersem utanırım. mütevazi gibi falan işte.

bazı insanlar gerçekten sihirlidirler.
ben, mesela,
hep sonraya kalırım.



_

4 Ocak 2011 Salı

dört ve bir.

bugün ayın 4ü.
bu sabah yalnız uyandım. ilk bulduklarımı giyip okula gittim.
bu hiç tarzım değil.
dersimi hiç dinlemedim.
bu tam benim tarzım.
kubilayla oyalanmak için cepaya gittik. dünyanın en güzel mavi ojesini aldım.
birazcık mutlu etti.
acıktık, eve geldim.
tarhanayı yaktım.
kurtarabildiklerimle yeniden yaptım.
tarhanayı tanıdığım çoğu insan sevmez.
ben bayılırım.
odama girdim, yere oturup ağlayarak çorba içtim.
sonra kubilayla bugün aldığımız buffy çizgi romanını okumaya başladım.
artık her ay bi çizgi roman okuma kararı aldık.

gökhanı özledim.




---

yine kendi kendime sormadan duramadım.
niye seni böyle istiyorum diye,
bulamadım.

3 Ocak 2011 Pazartesi

al beni.

kalabalık azalmıştı.
yüksek sesten mi, saatler önce içtiğim azıcık alkolden mi, mutluluktan mı uyuklayan bir sarhoştum ben. aşktan mı?
yeni yıl çoktan gelmişti.
başımı göğsüne yasladığımda saf mutluluktum.
müzik gürültülüydü.
ışıklar gürültülüydü.
başımı göğsüne yasladığımda saf mutluluktum.
gözlerim kapalı, gözlerim bile ışıktan gürültülüydü.
birden bir huzur oldu. o sırada daha ne kadar huzur olabilirse, oldu işte.
elleriyle gözlerime gölge yapmıştı.


işte o an iyi ki bitmemiş dedim.
iyi ki.

kaldı bi tırnak yarasında bi dolmuş sırasında

2 Ocak 2011 Pazar

kendimi

bilirim söz dinlemem.