31 Aralık 2010 Cuma

iyi geceler

ve büyüyoruz biz. bitmeye doğru büyüyoruz. kendimizden eminiz.
soğuklarda yürümemizden belli. kaçıncılarımızdan. bir şeyi daha ne kadar belli edebilirdik ki?

hepimizin birer hakkı vardı. ben benimkini kullandım.

skin and bones.

dinlemelik.


sevdim çok. bi deri bi kemik oluşunu da bu şarkıyı da.
kendime, şu yalnız-güçlü imajıma yediremesem de arada bir beni kucaklayıp kaldırmasını bile sevdim. havada döndürmesini bile.
bize dair her şeye bu kadar sahip çıkmasını,
hiç bir şeye toz kondurmamasını sevdim.
benim hakkımda,özenle her bilgiyi ezberlemesini, beni merak etmesini çok sevdim.
beni fark etmesini çok sevdim.

şapşal anılarımızı, heyecanımızı, açıklığımızı sevdim.

izin vermiyor bazen. kollarımdan tutup ve hatta yorarak beni.
bazısında da, öyle bir bazısı oluyor ki, tek bir izinli benim.
o kadar alışmışım ki, garipliklerine yakınlaşamıyorum. alışmaya alışmışım.
o her tuhaflığımı benimsiyor, seviyor.

sevdim çok. düşüncesizce ve kafasına göre, mutlu olmama çabalamasını.
daha çok sevilmek için her hareketiyle yalvarmasını.
her kusursuz hareketiyle.

ve en sonunda farkettim ki, etten, deriden, kemikten çok kalp o, çocuk o.

24 Aralık 2010 Cuma

deneme 1-ki

herkesin söylemek istediği, gururundan mı salaklığından mı neden, söyleyemediği şeyler vardır biliyorum.
benimkiler çok az.
söylemek istediklerim büyük şeyler ama.
söyleyemiyorum.
deniyorum:

sevgilim beni üzme artık.
görmüyor musun ne kadar hazırım seni sevmeye? ne kadar da istiyorum seni anlamıyor musun? seni biraz daha sevebilmek için gözünün içine baktığımı peki?
üzme artık beni, nolur.


demek istiyorum. diyemiyorum.
ups! demişimdir belki.
zor.

23 Aralık 2010 Perşembe

iki tane bin kere on

mutluyumdur ben aslında. mütemadiyen mutluyumdur yani. mutsuzluk veren yerden insandan bilimum şeyden uzaklaşırım.
halbuki mutsuzken yazmışım buraya yanlış anlaşılmışımdır. içimde içimden gelen bi mutsuzluk olduğuyla ilgili konuşuyor birisi.
ama mutluyumdur ben.
hele bu sene. en mutlu senem midir 20? belki. hayallerimin gerekleştirme senesiydi, evet. baya da bu yüzden. kameram, tabletim, grafit, füzen, kömür kalemlerim de bu sene oldu evet. sürü sürü anılarım da. ama en çok kubilay oldu bu sene. en çok kubilay bu sene oldu. bi sene kubilay oldu. en güzeli oldu.
bi senemiz daha hep birlikte ve güzel geçse ya. her sene de tekrarı olsa yine.
bi senemiz daha mutlu olsa ya.

..
güzeldin ikibinon.
..






aşk giderken o bir kaç saatlik uzaklığında bile verebildiği acıyı da beraberinde götürür hem, arkadaşın gidemez bile.

20 Aralık 2010 Pazartesi

herkesin içinde biraz arabesk biraz ciddiyet var bunu anladım ben.
e peki bende niye bu kadar az?

14 Aralık 2010 Salı

sinirden

planlarım olmayınca çok sinirleniyorum abi ben. öyle ciddi planlara değil ama. absürd planlara. spontan planlara. canım tost istemişse tosttaki kaşar erimemişse çok sinirleniyorum. istediğim yere gidebilecekken başka bi yere gidip oturursak çok sinirleniyorum. istediğim şeyi yiyememeye çok sinirleniyorum. bazen doymazsam da sinirleniyorum. eve gelip bişiyler yapmak istersem ve yapamazsam multi sinirleniyorum.

sinirden oturduğum yerde mallandıkça mallanmaya, en çok sinirleniyorum.
yaptırmayın bana böyle şeyler canınızı yiyim.
günlerim keyiften boşa geçsin sinirden değil.

13 Aralık 2010 Pazartesi

make me up.

ağrıma gidiyo ama. kaç gün oldu lan. suçlıycak birileri lazım.

sörkıt!
labın kaloriferi çalışabilsin diye içindeki suyu mu değiştirmişler havasını mı almışlar napmışlarsa suyu akıtmışlar. kokmuş mu bi güzel. koku gitsin diye uzun bi süre camlar açık kaldı zaten soğuk labda. eh karnım da ağrımalı mağrımalıydı. çok abardı. saat 4 te çıktım labdan, 5 buçukta discrete sınavım vardı. bu dönem hiç bi sınava onun kadar çalışmamıştım çok da hazır hissediyodum. karnıma da geçer diyodum. ağrıdan midem bulanmaya başlayınca saat 5 i çeyrek geçe falan olunca dayanamadım artık. kusmamak düşmemek için zorlanarak gittim hocanın taaaaa 4. kattaki odasına konuştum make up aldım.
abiii make up ne!
karın ağrısından sınava girememek ne!
babamı aradım döndük eve beraberce, saatler boyu yatagımda kıpırdamadan yattım.
sınav da zormuş make upta neyler ki acep?

12 Aralık 2010 Pazar

a pure one.

"Because in it's purest form, love can be felt with those who you give your entire being to.
Your pointless stories,
running errands together,
your insecurities,
sitting in silence for hours in the same room,
your time and effort,
your most shameful moments,
allowing yourself to become vulnerable,
getting little notes on your door,
crying in the car as you listen patiently in the passenger seat.

--

I've seen you break down,
trying to understand who you are and what you are supposed to be doing here. Grasping to hold onto any reason to keep going."

şıpşıp!

allahaşkına!
tam kar altında sevgilimle yürümüşüm her şey çok güzel. kulağımda mükemmel max fm şarkıları eve gelmişim. sıcacık kocca kupamda sahlepimi yapmışım "kış" a ithafen.

sıfır ne allahaşkına!

bu bölüm benim sinirlerimi bozuyo cidden.
okul olmayaydı da fotoğraf çekip resim çizseydim falan öyle kazansaydım hayatımı.
ne şekil olurdu lan!

**o değil de dilime piercing mi yaptırsam?

11 Aralık 2010 Cumartesi

fizyo

arkadaş ben anlamıyorum. anlayamıyorum. twitime sığmadı yetmedi buraya uzun uzun içimi dökeyim dedim. ben 10 aylık doğdum lan bildiğin 10 aylık. dana kadar da doğdum halbuki 4 bucuk kilo 60 cm falan ökküz gibi yani. neden doğuştan oluşmuş fizyolojik bozukluklarım var ha neden!

bi kere kalça çıkıklı doğmuşum ben. kalça çıkığı, kalça kemiğinin henüz gelişmemiş olmasından kaynaklanıyo. hadi orda şanslıymışım milletin 2-3 sene aleti takılı kalırken bende 8 ay takılı kalmıs alet. sonra da geceleri takmışlar. doktorumun gördüğü en hızlı tedavi olan çocukmuşum.

sonra nutcracker fenomeni dedikleri bir bozukluk daha var ki kayıtlı 300. vaka oldugumu söyledi doktor. her gittiğim nefrolog gelmiş geçmiş bütün tahlillerimi ister öğrencilerine yanındakilere uzaylı görmüş gibi anlatır beni falan. acır gözlerle bakar bazen. bu da efendim böbrek toplar damarının vucüdun altına giden atardamarla böbrek atardamarı (yanılmıyorsam) arasında sıkışması. yapısal bi bozukluk o da aynen. sonuç olarak böbrek içi basıncı çok fazla kan çıkamadığı için. böbrek gittikçe zarar görüyo falan filan. tedavisini ameliyatını da yapan olmamış henüz.

eh bir de ters rahim agzı var ki. beni benden alıyo. her ay iğnelerle kutu kutu ağrı kesicilerle yerimden kımıldamadan duruyorum öyle. şu yaşımda hastalıklar tarihi çok kalabalık bi insanım ben. böylesini görmedim arkadaş! zona ağrısını yaşayan bilir. bu ondan 5 kat kötü arkadaş! istemiyorum alsınlar toptan!

bi de oldukça önemsiz de olsa her gece bi kere beni uykudan kaldıran kalp atışlarımı duyma özelliğim var. o da yapısalmış efendim.

yani ben şu 20 yılımı içerde geçirseydim de gelişmiycektim anlaşılan.
daha fazla yapısal bozukluk istemiyorum.
evet bin kere! evet evet bin kere! bin kere geleceksin bana.

..
ve ayrılık bağıyla bağlıydık birbirimize.
..
gitme hep yanımda kal
beni kollarına al
pembe gülden daha al
...
..

7 Aralık 2010 Salı

fak!

hayatımızda boşlukları, kalabalıkları dolduran hiç farketmediğimiz insanlar var bence. fotoğraflarda fonda çıkarlar falan.
iki tanesiyle amerikada turda tanıştık. meğer her allahın günü görüyomuşuz birbirimizi okulda. yan yana geçişiyomuşuz falan.
iki tanesi de sevdiceğimin oda arkadaşıyla sevgilisi sanırım. her gün 3 kere görüyo falan olabilirim.
..
ne diyodum ne kadar mükemmel bi hayatım var falan diyodum di mi. fazla mükemmeldi. belliydi.
..
boynumda bi ağrı, kasılmaktan. eve gelirken adımlarımı saydığımı farkettim. soğukta yolda yürürken düşünmemek zor biraz. 129dan 185e ordan da 99a geçtiğimi farkedince korkarak kestim saymayı.
belimde bi ağrı, kasılmaktan.
sonra insanların giydiklerine ettiklerine yorum yapmaya başladım tek tek. bu çok normal bi davranışım olduğundan düşünmekten uzak tutamadı beni. çok gerilmişim bi de bileklerim ağrımış.

eve geldim zırvaladım azıcık. daha çok da kaçamıycağımı farkettim. kasılmışım çok, omuzlarımda bi ağrı. oturup sevdiceğime söylemem gereken şeyleri toparlamamın zamanı geldi.

ama çok korkuyorum.korkumda bi ağrı.
..
garip garip seviyorum insanları.
cidden.
anlatamadığım şekilde.
başka insanların sevmediği şekilde.
ya da anlatamadığı şekilde.
belki herkes de benim gibi seviyodur diyorum.
iyi de.
hepimiz böyle bu şekillerde seviyosak, şaşırarak. neden anlatamayalım? eskimoların kar ı anlatan bisürü sözcüğü var da dünyadaki bütün insanların bu şekilde sevmekleri anlatan sözcükleri yok mu.
hayat çok zor bazen.
bi de garip.
..
bi kaç bişey daha yazcaktım da.
unuttum.
kutsal ve çok gizli mabedime ayak basılmış gibi hissediyorum. gizliliğinden kutsal ya da kutsallığından gizli.
o sebepten yani.
..
şımarık bencil ve aptal bi bebeğim ben.

2 Aralık 2010 Perşembe

yeap.

buraya yazacaktım ki star wars episode 5 e başlayınca elim gitmedi dün. güzelim güneş gözlüğümü wayfarerımı kaybetmiştim.
bu önbilgiden sonra.
iyi haber 1: gözlüğüm bulundu
iyi haber 2: bugün havuzda 800m yüzdüm
iyi haber 3: geçen seneki ilk havuzumda bu sayının zorlana zorlana 400 olduğunu, tek seferde serbest 50m gidemediğimi düşünürsek. bu seneki bu ilk havuzumda hem tek seferde 50 liği yüzmek hem de hedefim olan 500-600 ü geçmek hiç fena değil.

ödülü olarak eve gelip üstümü değiştirirken kilo vermiş şekle girmişsin dedi annem, biriciğim fırat da.

eheeeey!