23 Aralık 2009 Çarşamba

eeeeen dı vinır iz.

meleklerin en meleğiii cicilerin en cicisi kubişim artık herşeybitterde! kuzu kulağının gelecek vadeden yazarı.portakal suyunun habercisi.

seviyoruz onu çok.

1 yorum:

Özgür Saygın dedi ki...

Evet bu gereğinden fazla eğlenceli, mutlu yazıyı biraz nötralize etme ihtiyacı duydum. Sabahın köründe bir başkasının blogunu alakasız yorumlar yaparak sabote ediyorum, evet. Öncelikle sabahın 6'sında, (tam anlamıyla KÖRÜNDE) daha hava kapkapkaranlıkken Marcus Miller-Frankenstein ile uyandırılıyorum, mükemmel bir başlangıç. Bir buçuk aydan sonra tekrar uçacağım düşünceleri ile kalkıyorum. Hava yağmurlu hemen etkinlik iptal maili gelmiş mi bakmalıyım,... mail yok. Ehe şimdi bazı kekler etkinlik iptal diye gelmeyecekler, az kişi olacak daha fazla uçacağım diye de seviniyorum. Hazırlanırken, babamın "oğlum yağmur yağıyor iptal olmuştur" diye dır dır etmesine aldırış etmiyorum hatta, sen bilmezsin gibilerinden laflar ederek artisliğimi de yapıyorum. Topluluk eğitmenlerinin önceden vermiş olduğu gazla hazırlanıp, yola çıkıyorum. Otobüste bozuk param olmadığı için adam kıyak geçiyor. Oh otobüste beleşe geldi. Bir arayım sorayım da görsün babam iptal olmayacağını. (arar dalga geçerim çok da eğlenirim, ne güzel dimi) Sonra karşıdan gelen İPTAL! cevabıyla yüzümdeki tebessüm bir anda korkuya dönüştü. Kendimi Emrah, Küçük Onur, Öksüz Sezercik filmlerinden bir kombonun içinde buldum. Otobüsten inip eve boynum bükük yürüdüm. Şimdi, eve gidince babamın "muhaghhahahagaga asdfadsf diye kopup gel evlat sıkma canını, kapak mapak bunlar gelir geçer zamanla" diye dalga geçeceği mi, gece 4 saat uyuduktan sonra, uykuma devam edemeceğimi bilmek mi, hazırladığım o mükemmel kumanyanın yalan olması mı, hangisi daha üzücü karar veremiyorum. Bir insanın duygularıyla bu kadar oynanmaz ki yahu ağlıcam vallahi. (Oh çok iyi geldi alakasız bir yere içimi dökmek, şimdiden bi rahatlama geldi :D)