28 Ekim 2009 Çarşamba

shut

atarlarımdan atarlarım nedeniyle atarlandım.

bi süre msj flan girer miyim bilmiyorum.burya yaazarak bile rahatlamıyorm.kasvetlendkçe kasvetleniyo içim.of kavanoz gotlu dunya of.

25 Ekim 2009 Pazar

hediyem

kubilaycımm bana hediye almış :ç :ç bu yüzden bikaç blog girdimi ileri tarihlere atıyorum aslında =)

canımın taaaa içi.btanecik kubisim.bı ay once bırlıkte begendiğimiz nedense pek ilgimi çeken kitabı almış bana.tam benlikmiş bu kitap da.

badana

veeeee badana :D hayli komik.ve dalgalı oldu.ve deniz gibi.fenerbahçe gibi.ve sarı değil ama ten rengi gibi.ve sonra rulo gibi, fırça gibi.badana zor gibi.

23 Ekim 2009 Cuma

salvation

içim parçalanıyor.
ah!
kahroluyorum, bilemezsin.
zanlarım avcumun içinde kaybolurken,
erirken ben oldugunu sandığım yalancı ben.
en değerlim ki, o bile
hele ki o
nasıldır ne olur?

kafamı sokmak için bir kuytu arıyorum
kuytudan bile utanıyorum
görmesem
ne olur
görmesem?
kahroluyorum.

yani, gerçekten,
söylesene
vakitsiz midir?
sadece ve sadece vakitsiz midir?
keşke ve sadece
sadece ve keşke
kahroluyorum,bilemezsin
parmak uçlarım dökülüyor.
burnumun tam da en ucunda
ince bir kar tanesi
ben yanıyorum
erimek bilmiyor
bulutsu değil..
hiç değil.
nasıl korkuyorum bilemezsin.

ve artık o hiç yanmayan,
hiç yanmasın dudağımla
hep birlikte
ve beraber
seni de yanımda götürüp
kahroluyorum.

duymadığında, ne zaman
biraz daha kuruyorum.
kurmak veya kurumak?
karar veremiyorum.
bilemezsin.




sweet salvation baby, melts my heart made of stone.

impasıbıl

çok sormamaktan mı sıkmamaktan mı yoksa umursamamaktanmı??ben korka korka istemeye istemeye ve elim titreyerek 2. şıkkı seçiyorum.yada sıkmamak derken kimi sıkmamak olduguna mı bağlıdır? o mudur? yoksa ben miyimdir?
vakitsiz miyimdir?çocuksu muyumdur? o çocuktur belki de.

yani söyle,gerçekten, çok mu vakitsizdir?

çocuksu mudur?vazgeçmeli midir?

ve butun bedenım sarsılarak bu düşünceden,şimdilik hayır diyorum.
içimde bi yerlerde, yine de, yine de vazgeçiyorum.

çapraz

sen.sensin sen.demek istiyorum.demiyorum.o da anlamıyor.artık o bile anlamıyor demiyorum.sanırım beynim biraz çapraz çalışıyor.çok az ve çaprazca.çaprazca ve çok az çalışıyor.çok çalışsa ne yapardık..

son 2

gerçekten ama gerçekten kırıklarım.kırıldığım için.kırdığım için değil ama.batan.batan.acıyan kırıklarım.yapıştırmış rolü yaptıklarım.kırılmışlarım.

gelmeyeceklerdir.emin olmaktan korkuyorum.

1000.gün!

bugün canım arkadaşım kubilayla birbirimizin hayatına girişimizin 1000.günü.

hatta,

biraz kendini begenmşlik olucak ama kendi adıma konuşmuyorum.ikimizin adına konuşuyorum.

bugün kubilayla birbirimizin hayatı oluşumuzun 1000.günü.
seni çok seviyorum hayatım.

19 Ekim 2009 Pazartesi

her-şey-bit-ter vs others

şimdi biraz diğer bloglara baktm.benimkinin resimli kıpraşmalı olmasını istemediğime karar verdim.sıyah ve yazılı ve gizemli ve zevzek :p karakteristk olur bıraz belki :p

twitterlandım!

herşey bir özenmeyle başlamaz mıydı :p özendim özendim ve artık benim de bi twitter accountum var.


15 Ekim 2009 Perşembe

hayalkırıklığını erteliyor muyum yoksa

son

kırık kalbim ve kırdıklarım..

kuşlar :(

yenilir yutulur kuşa benzetemediğim bıcır bıcır çoğu zaman korna gibi öten sabahların köründe bizi uyandıran ablam akıllısının ispinozlarını bugün ölü bulduk :( sevmezdm etmezdim götür bunları derdim ama üzüldüm be.3 kuşun 2 si yemliğin içinde tıkışmış.acaba dedk yemleri bitince acıkmışlar yeni yem konunca üşüşmüşler de orda debeleşirken mi ölmüşler.bilemedik.baba kuş ve yavru kuşu kaybedınce içlerinden en çirkini olan anne kuş kaldı bize.ablama da sezdirmeden aynılarından almayı planladık.hayırlısıyla.

n.

pişman olmamak için kendimi zorluyorum.içimde bi yerler biraz anlamsız kalıyor.çok anlamsız kalıyor.

-

görmemezlikten ve duymamazlıktan.
görmemekten ve duymamaktan.

düşlerime kal

bu ara bi sürü şarkı bana ait ama anlatan sanırım.bu.




beni sana çağıran her ne ise sustur.
yaşanınca tükenir bilirsin.

gemilere yük yüreğim
gemiler okyanuslara

düşlerime kal.

kalbimde bir pişmanlık olma
tenimde sıradan bir anı
yatağımdaki tükeniş olma

düşlerime kal.
düşlerime kal.
düşlerime kal.
düşlerime.

14 Ekim 2009 Çarşamba

bir yanım sana çırpınır, bütünüm boğulur sende

hep küllerdi benim işim
biraz ateş istemiştim
canım yandı vazgeçtim
çatlak bir kadeh kalbim
sızıyorum.


küçücük, ufacık kaldım
minicik
gözlerine sığabilirim
ağlarsan eğer ilk damlanla arınabilirim




ağlarsan düşerim.

14 ekim 2009

dokunduğum yumuşak.tattığım tatlı.duydugumsa inanılmaz geldi bugün.inanamadım bügün hiçbir şeye.aşk mıydı? melek miydi? etten kemikten miydi?

forsake

dilimdeki bu yaralar ve karnımdaki bu krampla,



''I sit and wait
Does an angel contemplate my fate
And do they know
The places where we go
When we're grey and old
'cos I have been told
That salvation lets their wings unfold..'


dilimdeki bu yaralar ve karnımdaki bu krampla.
saklandığın gibi çıktın tozlu ve güzel odandan.
saklandığından çok çıktın.
tam,
tam geçiyor derken,
başımı biraz korkak ve usulca kaldırırken...
bakıyorken kapımdan dışarı,
geçecekti.

kalbimdeki bu sızı.


'..And I feel the love is dead
I'm loving angels instead'

beni buldun ve en kuytularıma dokundun.
ağzımdaki kan tadı.

'...he breathes flesh to my bones..'

ne acım kaldı ne düşünmeklerim.
ne kabuslarım kaldı.
ve hatta,
hatta
pırpır bile terk etti beni.

'And through it all he offers me protection
A lot of love and affection
Whether I'm right or wrong
And down the waterfall
Wherever it may take me
I know that life won't break me
When I come to call he won't forsake me,,'


hepimiz
ve hep bir ağızdan
ve isteklice
senin olduk.

I'm loving angels instead






aşkımz tehlikede

karnımdaki bu kramp ve dilimdeki bu yaralarla.

Koştuk atladık
Atladık suya
Peşimizde binbir düşmanlar varmış güya

Aşkımız her zamanki gibi tehlikede
Kaçarken bir balık attı bizi agzına
Neyse ki ölmedik
Çıktık karaya
Bir otobüs durdurduk
Gidermiş ANKARA’ya

Aşkımız her zamanki gibi tehlikede
Bıraktılar bizi örümcek aglarına
Dedim ki bize bi şey olmaz ben korurum
Birimiz ölecek olsa o ben olurum
Aglardan kurtulduk
Gittik bir bara
Herkes dümdüz yürüdü
Biz seninle karda

Aşkımız her zamanki gibi tehlikede
Bir silah sesi duyuldu
Biz kaldık karanlıkta
Birdenbire bir el dokundu omzuma
Yaşlıca bir kadın
Saçları gözü kara

aşkımız her zamanki gibi tehlikede
Kadın kuşa dönüştü
Uçtuk semalara
Dedim ki bize bi şey olmaz ben korurum
Birimiz ölecek olsa o ben olurum
Bir an durdum hersey durdu
Dedim korktum
Ama gecer
Aşkımız var, gücümüz var, yıllarımız var
Bize yeterr
Bunları söyler
Köpekler havlar
işleri güçleri yok aşklara ağlarlar
Üç kuruşluk dünya dibini gördük
Gercek mi rüya mı merakımızdan öldük
Üç kuruşluk dünya dibini gördük
Tehlike-de-de
Üç kuruşluk dünya dibini gördük
Gerçek mi rüya mı merakımızdan öldük

12 Ekim 2009 Pazartesi

murat yılmazyıldırım.

Bağışlayın beni sevdalarım
Kendimi parçalara ayıramadım
Alın gidin korkularımı
Saçlarımı ellerinizle okşayın
Hiç bir ayrılık yeniden yeniden yaratmıyor artık beni
Alın gidin korkularımı
Saçlarımı ellerinizle okşayın
Ve bütün ayrılıklar sabah olunca alıyor nefesimi
Aşk ağır yükler bindirdi
Küçülen omuzlarıma
Kalplerinizden kaçtım hep
Varıp gittim en karanlıklara
Yağmur ıslak mazeretler yükledi büyüyen yangınıma
Cehennemden düştüm hep
Beni hiç görmediler
Yağmur ıslak mazeretler yükledi büyüyen yangınıma
Seviştim ve yoruldum
Varıp gittim en yalnızlıklara
Kanrevan içindeyim
Gönlümün derdindeyim
Yerlerin dibindeyim
Kurtar ne olur
Kanrevan içindeyim
Yarimin peşindeyim
Cennetin izindeyim
Kurtar ne olur

11 Ekim 2009 Pazar

dün!)

gözyaşlarımın yanaklarıma değdiği yerden iğneler batmaya başlıyor.yükseliyor şakaklarıma doğru.sonra alnıma.sonra beynime.

daha çok diyorum.
daha çok sevmek hala mümkünken.

ben ne yapıyorum.
ne yaptım ben.

10 Ekim 2009 Cumartesi

9 Ekim 09

basımı kaldırıp kimselere bakamıyorum.ağzımı açıp konusamıyorum.basım dönüyor.iyi misin diyorlar.çok iyiyim.kulaklarım uğulduyor.ellerim titriyor.ne kadar da iyiyim.kimselere diyemiyorum.demek de istemiyorum.garip hissediyorum bu kez.ne bulut bu ne kuyu.garip hissediyorum.başka hissediyorum.iyi hissediyorum.





hayatımın en yeni sanırım pek çok da kalıcı aydönümü,yıldönümü.dönemlerin dönümü.

9 Ekim 2009 Cuma

düş dokunağı

ve sinirlenmek ağlamayı kolaylaştırıyordu.ağlamak kabullenmeyi.gözlerimden damlalar, yağmurlar, üzüntüler aksın istiyordum.gözlerimden o aksın istiyordum.hep onu istiyordum.'gelme' demekle eş anlam.'gitme' diyemiyordum.kırgın olsam?kırgınlık istiyordum.içimi yeniden doldursun,yeniyle doldursun istiyordum.eskiden yenilerim hiç eskimezdi ya benim.işte öyle.öyle kalsınlar istiyordum.bir okul bahçesi düşlüyordum gözyaşlarımın arasından,bir bank düşlüyordum.dışlanmış heyecanlarımın, herkesten çok sevmelerimin öldüğünü görüyordum.sesleniyordum, tutamıyordum.

8 Ekim 2009 Perşembe

royksopp-what else is there

dinliyorum.

hatırlıyorum.hissediyorum.hafızasını kaybetmiş birine geçmişini hatırlatır gibi.kendime hatırlatmak istiyorum öncesini de.muhammedin olmadığı zamanlar.hiç olmadığı.dinlerken uyuşuyor bedenim.pırpırım tutuyor.acıtan pırpır.birden.kubilayın kollarında ağlıyorum.siyah, ince bir kazak kokluyorum.ağlıyor.ağlıyorum.boş kağıtlara, sarışın masalara bakıyorum.sorulara bakıyorum.gözümden, yaşımdan başka bir yerde muhammed göremiyorum.
ve o çok sevdiğimi,en sevdiğimi kendimden uzaklaştırıyorum.benden bile.




It was me on that road
But you couldn't see me
Too many lights out, but nowhere near here

It was me on that road
Still you couldn't see me
And then flashlights and explosions

Roads end getting nearer
We cover distance but not together

I am the storm I am the wonder
And the flashlights nightmares
And sudden explosions

I don't know what more to ask for
I was given just one wish

It's about you and the sun
A morning run
The story of my maker
What I have and what I ache for

I've got a golden ear
I cut and I spear
And what else is there

Roads and getting nearer
We cover distance still not together

If I am the storm if I am the wonder
Will I have a flashlights nightmares
And sudden explosions

There's no room where I can go and
You've got secrets too

I don't know what more to ask for
I was given just one wish


bu arada yeni renault megan reklamındaki adamın çok karizmatik olduğunu da düşünüyorum.

set my soul alight

kendi küçük başıma kendi küçük acılarımı yaşıyordum.küçük müydü başkalarına göre bilmiyordum.bulanmaklardan bulanıklardan çıkıyordum bir bakıyordum bulutların üstündeydim.bulut hissediyordum.bir bakıyordum düşüyordum.siyah, kuyu hissediyordum.

tam
tam yaza girecekken
yazın omzuna yüzünü dayayacakken
çekip giden
ayaklarının altından o son sığınak terası da
acılarının veliahtı bach ı da çekip
gitmiştir işte,yalnızca gitmiştir





herseybitter

bana herseybitter çok acımasız bi nik dedi.içim içimi yedi.olmasın dedim.ne olur olmasın oyle dedim.her şey bitmesin dedim ben.nolur bitmesin.kıyamadım.bitmeseydi.her şey mi? her küçük şey mi? bitmesin ne olur.bitmesin.

bitti! dedi.

3 Ekim 2009 Cumartesi

eylül akşamı

ayın karpuz dilimi gibi batışını izlemişizdir deniz kıyısında,
aynı köşeye oturmuşuzdur köhnede
belki de bikaç gün arayla...
olamaz mı? olabilir.




dinliyor ve dinliyordum.eylülde karşılaştığım insanları arıyordum.bulamıyordum.eylülde kaybettıklerimi düşünüyordum.

eylülün benimle ne zoru vardı allahaşkına? ekim beni sevmiş miydi?