23 Kasım 2008 Pazar

sushika

okulda(odtüde okuyorum) türk japon iletişim topluluğu'ndayım(tjit).bu haftasonu,bugün, topluluğun alt birimlerinden olan japon yemeklerinin bu seneki ilk etkinliği oldu.bir de sınıf arkadaşımın da oynadıgı amerikan futbolu takımının başkent üniverstesiyle maçı vardı.normalde haftasonları dışarı çıkmam ama okula gitmek farzdı bugun.
maç 12.30 yemek de 14.00 te.tamam iyi güzel dedik önce maçı izleriz ordan da yemeğe gideriz.
12.30da devrimdeydik(devrim stadyumu).ısınmalarını izledik önce arkadaşımızı arayarak.tabi malum kıyafetleri kafayı vucudu kapadığından mütevellit kıçına bakıyosun adamların.içlerinden sıskaca uzunca ve kıçsız birini seçtik bu bizim diyoruz.gel gelelim yanlış kıçı seçmişiz.maç başladı dı.bizimki oynamalıydı bu kıpırdanmıyo bile diyorum ki koçları bizimkinin adını bagırdı gir diye.şimdi tribünün ta tepesinden koçu duymak da marifet gibi geliyor ama amerikan futbolu bağırmaktan ibaretmiş azizim.birileri bağırıyor toplanıyor bişeyler konuşuyorlar.sonra oyuna dönüyorlar 5 saniye güreşip bırakıyorlar.sahadaki oyuncular değişiyor.biraz önce savunmaysa şimdi hücum geçiyor sahaya.biraz da onlar toplaşıp bağrışıyorlar.ilginçti.
saat 2 oldu kütüphanenin önünde tjit insanlarıyla buluşup mutfağa gitmek niyetindeyiz tabiki.bir de bakarız ki buluşma saat 4 e alınmış son anda mail atılmış ve biz garibanlar mailimizi alamamışız.sap gibiyiz.aradık kızı gittik yurdun mutfagına diğerlerini orada bekliyoruz.acayip meraklıyız.kız malzemeleri çıkarıyor.ilginç ilginç şeyler bekliyoruz haliyle.sushi yiycez ya.çıkıyor mayonez çıkıyor patates hatta turşu ve hatta 3ü bir arada.
neyse mutfakta 4 kişi oturduk topluluğun diğer insanlarını bekledik.sıkıldık da haliyle.her türlü malzemeyi inceliyor soya sosunun üzerindeki japonca yazıları okumaya falan çalışıyoruz.bir paket de biber var.dolmalık biber şekilli iki tane sappsarı iki tane kıppkırmızı iki tane de yemmyeşil biber.etiketinden okuyoruz california biberi.
zaman geçti saatimiz geldi.salatalık soyuyoruz, sivri biberleri doğruyoruz, sushinin sarıldığı yosunu kesiyoruz.chicago biberi nerde diyorum,kimse beni sallamıyor.pısıp susuyorum.biraz sonra tekrar ve azimle chicago biberi nerde diyorum.zeki arkadaşım yaptığım saflığı farkedip kahkahayı basıyor.california biberi abe kızım o chicago da nesi ki!
neyse sushimiz hazır oluyor.chop sticklerimiz elimizde beceriksizce tutyoruz sushiyi bi güzel soya sosuna bandırıp yiyoruz.kimse ilk yediğinde begenmezmiş biz bayılıyoruz.bayılsak da ne yapsak da çok yiyemiyoruz tabiki.evden 2 diye izin almışız saat olmuş 6 buçuk anca yemeye başlamışız.ne sushinin yumurtalısının tadına bakabiliyoruz ne de adını bilmediğimiz diğer japon yemeklerinin.
eve geldim.kardeşim mükemmel kağıt geri dönüşümü projesini tamamlamak için koşturuyor yanıma.iki gün önceden ıslattıgımız ardından yoğurduğumuz gazete kağıtlarımızın hamura benzemesi gerekiyor ama daha çok gri bok gibi duruyorlar.azimle bok parçalarımızı bezlere yayıyor ve düzleştiriyoruz.bi sikime benzemiyorlar.3 kat kağıdı bezlerin üzerine yaydık.bir kaç saat bekleyip kuruması gerek ama cıvık cıvık su içindeler.kalkıp bakıyorum kağıt(!)larımıza...ve belki saç kurutma makinesi işe yarar....
kim bilir...

Hiç yorum yok: